DÜKKÂN MEKTUPLARI-1 / Mehmet Raşit Küçükkürtül

hocamın "pîr-i mugânımız" diye tavsif ettiği kıymetli ağabeyim,

fakire attığınız "şifası az" zarfınızdan alınmak şöyle dursun memnun oldum, başımın ağrısı gitti, kulağı kutlu cemaatiyle de zarfı andık ve zât-ı âlinizin aleyhine konuştuk. ancak o günkü cuma içtimaında fakirin telaşı müsaade etmedi, dükkânda misafir de vardı, mevzu edilemedi. zarf, fikrî tenkit, aleyh, yârenlik sizlerin olduğu gibi bizim de gıdamızdır; medyun-ı şükrânım size. 

bu fakirin, zât-ı âlinize yazdığı mektuplar, küçük bir risale tutacak hacme ulaşmıştır sanıyorum. daha yazmak arzusu duyuyorum elbette. artık türk edebiyatında "şehir mektupları" gibi "Ahmet abi mektupları" diye bir edebî tür doğacak kadar zât-ı âlinize mektup yazılmıştır zannediyorum, hatta bir tanesi kitaplaştı bile! siz de eski mektuplardan olsun, yeni mektuplardan olsun habervaktim'deki sütununuzda neşretseniz de biz de kuru kuruya mektup yazmamış olsak! zât-ı âliniz, elbette, "Ahmet abi mektupları" diye bir edebî tür adlandırmasına râzı gelmezsiniz fakat en azından "dükkân mektupları" diye tesmiye edilmesine müsaade ediniz. hatta dükkân mektupçuluğunun terakkî etmesi için faaliyetlerde bulunalım. meselâ bu sahada en çok terakkî eden erbab-ı dükkân hocamgilin tensibiyle zât-ı âlînizin takdiriyle "dükkân mektupçusu" unvanını taşısın. muhakkak bu genç dükkâncıları teşvik edecektir. zarf, fikrî tenkit, aleyh, yârenlik gibi hususlarda kim daha kuvvetli şapırdatmada ve şangırdatmada bulunursa, kimin nüktesi keskin ve şerbetliyse, kimin üslûbu bediî ve ulvî ise onu "dükkân mektupçusu" tayin edin. zamanla mehmet narlı hocamıza  telif öder, "dükkân mektupçuluğu" hakkında akademik bir kitap yazdırırız, böylece akademi camiası da gıkını çıkaramaz. hatta "saatleri ayarlama enstitüsü"nden mülhem, biz de şehr-i Maraş'ta bir "dükkân mektupçuluğu sempozyumu" tertip ederiz ki âmâ üstadınızın kızı ümit Meriç'in "İslâm'da Köpek" diye bir konferans vermesinden (konferansın afişi e-mektubumun ilavesindedir) daha anlamlı ve edepli bir iş olacaktır bu sempozyum. velhâsıl dükkân mektupçuluğu bir müessese olarak tesis olunursa fakir de şevke gelip bu millî hedefe hizmet etmek için daha çok ve daha şifalı yazacaktır herhalde. 

erbâb-ı fikir için "dükkân mektupçuluğu"nun teknik hususiyetlerinin uzun uzadıya anlatmaya lüzum yoktur sanıyorum. elbette dükkâncı olmayan, dükkân mektubu yazamayacaktır. dükkân mektupları, doğrudan hocamgile hitaben yazmak müşkül olacağından (elbette bazı hayasızlar çıkıp hocamgile de hitaben yazmaya kalkışacaktır) dükkânın başkomutanı sıfatını haiz olmanız hasebiyle zât-ı âlînize olacaktır. dükkân mektupları, dükkân diliyle yazılacaktır. elbette Mozart dinleyerek yazılması caiz değildir. tütün içilerek yazılması efdaldir, müstehaptır. teheccüd vakti ve seher vakti yazılanı muhakkak ki daha faziletlidir. iyi bir "dükkân mektubu" ağyarı dışarıda bırakır, zât-ı âlînizin tabiriyle "elin lafını vermez". elbette enbiyâ, asfiya, kibâr-ı ricâl, urefa, üdeba ve ulema ve dahi şüheda ve illa hocamgilden mevzu açması, onlara telmih ve atıfta bulunması vaciptir. dükkân mektupçusunun tenasüp sanatını gözetmesi en mühim vazifesidir, o bakımdan mevzunun "adlî vakıalara", "üçüncü sayfa haberlerine", "düz particiliğe", "kırk yıllık bayat, hamasî ülkücülük laflarına" ve elbette "tarhanalık yoğurda" uğramadan nihayete erdirilmesi, namazdaki huşû mesabesindedir. iyi bir dükkân mektubu muhakkak ki iyi bir nesirde aranacak asgarî hususiyetleri ihtiva etmelidir, bu bahsi uzun uzadıya yazmaya gerek yoktur, erbabının malûmudur. 

sözlerime burada nihayet verirken dükkân mektupçuluğunun efradını câmi ağyarını mâni bir surette tebarüz ettirilmesi için zât-ı âlînizin himmetini rica ediyorum. hürmet eder, ellerinizden öper, dualarınızı istirham ederim.
Mehmet Raşit Küçükkürtül

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder