Gecenin mağrur şafağına andolsun ki
Bizdik çağıran soylu bestesiyle akşamı
Dağların eteğindeki masala
Atları uçuruma süren bizdik dörtnala
Koşan, yıkılan sonra çatlayan
Atlas çadırların gölgeliğinde
Bin ah sunan bizdik dağlanan gövdemize
Ruhumuzu yuyan ve arıtan tövbeleri
Böyle giydik eynimize
Buydu var kılan bizi;
Adem'in kursağındaki ihtar
Sürgün sebebi öteden beri
Dünya, alınlarımızın hırpani acemiliği
Yazgımız avcumuzda büyüyen çiçek
Sızımız yerleşik bir cümle çehremizde
Dağılırsa önce içine dağılır bu yüzden insan
Sığınırsa önce kalbine
Kalp çünkü ağrıyan her gurbetin kıblesi
Ekmek gibi su gibi aşk ve ölüm
Kimsenin bilmediği tenhalarda bekler
Bizdik çağıran soylu bestesiyle akşamı
Dağların eteğindeki masala
Atları uçuruma süren bizdik dörtnala
Koşan, yıkılan sonra çatlayan
Atlas çadırların gölgeliğinde
Bin ah sunan bizdik dağlanan gövdemize
Ruhumuzu yuyan ve arıtan tövbeleri
Böyle giydik eynimize
Buydu var kılan bizi;
Adem'in kursağındaki ihtar
Sürgün sebebi öteden beri
Dünya, alınlarımızın hırpani acemiliği
Yazgımız avcumuzda büyüyen çiçek
Sızımız yerleşik bir cümle çehremizde
Dağılırsa önce içine dağılır bu yüzden insan
Sığınırsa önce kalbine
Kalp çünkü ağrıyan her gurbetin kıblesi
Ekmek gibi su gibi aşk ve ölüm
Kimsenin bilmediği tenhalarda bekler

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder