ZAMAN / Süleyman AYDEMİR



Bir ileri bir geri
Kendi çarkında dönen
Hayat eksenli deri
Dedem, torunum ve ben

Hem ileri hem geri
Başımda uğuldayan
Fırtınalı bir gemi

Ne ileri ne geri
Ölümden ömür çalan
Başıbozuk serseri


***
YAŞAMAK












Avuçlar kalkarak göklere doğru
Açılsa…  açılsa bir deniz gibi
Bulutlar diz çöküp bir yere doğru
Kapansa toprağa gölgeniz gibi

Ve bakmak, bir daha, bir daha bakmak
Yarın gördüğünü, düne bırakmak
                                 Tak   tak   tak
                                 Sabırdan bir tokmak

Dövüyor bir balyoz ipek tenimi
Yelkovan sineme bir ok saplıyor
Akrep ki acının tek izlenimi
Her saat ölümü o hesaplıyor

Boyanmışım ben bugün firakına hayatın
Elimde yok bir şey, seferi yakın atın
                                      Tıkır tıkır tıkır
                                      Sessizliği kır

Bin donanma gücüyle dağlara çık haykır
Okyanuslar titresin sesinin heybetinden
O zaman duyacaksın bülbüller nasıl şakır.


***

ŞAFAKLARDA BİR AĞAÇ VE GÜN BATIMI











Yorgunluğu kök salmış
Yakın bir mezarlığın sakinlerine
Çok yıllarda eskitmiş zamanı
Dulda olacak kaç ömrün
Yıpranmamış sayfalarına
Hissederse bir baltanın
Etini lime lime parçalayışını
Kanı donacak
Dökülecek gözyaşları yapraklarından
Hayat verdiği toprakta
Verecek son nefesini

Şahit olmuştu
İplik iplik örülen kaderin
Neyi var neyi yoksa

Karıncanın terleyen çehresinden
Dua ile yükselen kelimelere

Bir bebeğin yüzünden dökülen
Manasız tebessüme

Kırbaçlanan seslerine çocukların
Annelerinden kalan seslerine
Hıçkırıklarla boyanan göklere

Renkler yırtılarak saçıldı karlara
Öksüz olan ne varsa
Karlarla karıştı sulara

Keskin kokusunu ölümün
Son kez içine çektiği
Bu gün batımına
Şahit olmuştu



***

GÜN GELECEK

 




Seher yeli son yaprağı 
Fırtınada savuracak 
Deli tayların kısrağı 
Bir an için haykıracak 

İnsanlığa bir beyan var 
Duyun artık çığlıkları 
Yürekleri sarmış duvar 
Aşın artık çığlıkları 

Gökler gözü yaş doluyken 
Yeryüzünü kavuracak 
Dile gelen her bebekten  
Bir mahkeme kurulacak 

Secdelere varan başlar 
Yıldızları kuşanacak 
Bu dünyada tüm telaşlar 
Teker teker sorulacak 

Her devirde bir Firavun 
Ötesi yok berisi var 
Gel yavrucak sende avun 
Ciğeri yok derisi var 

Birlik bugün nişanımız 
Esen rüzgâr duyuracak 
Şaha kalkan imanımız 
Diyar diyar duyulacak 



***

GÖLGESİZ UMUTLAR











Karışık hayallerin vefa bilmez bekçisi
Karanlık ormanlarda saklı günah keçisi
Sana sensin diyenin hatası büyük olur
Saltanat seyyahının sırtındaki yük olur
Gözlerinin yaşında okyanuslar taşan yar
Seni senle aldatır dünya denen ihtiyar

Anladım hayal ile hakikat arasını
Tuttum mazi denilen pişmanlığın yasını
Dumanlar arasından tüten umutlar gibi
Doğdum sanki yeniden kırılmış putlar gibi
Koşarak peşinden çizdiğim yolun sonu
Yetişti gölgem bana bozdu bu son oyunu
Fırsatın en büyüğü mezarda açan çiçek
Ölümün kargaşası dolaşan acı gerçek

Uykunun perdesine el değmeden uzan yat
Belki haber vermeden sensiz geçer bu hayat


***

KADERİN BEYAZ ÇİZGİSİ: AŞK

Ey ateşi yakan serinliğin vatanı aşk
Yokluğuna şahidim
Bedenim esaretinin gölgesinde varla yok
Lisanın bir başka gizem
Ceylan gibi gezinen
Ben sende benliğimi yitirdim
Her yerde sensin yalnızca sen

Ey sebebi sonsuzluğun
Gönlümün yelkeninde sana gider tüm yönler
Yüzme bilmez denizin adı aşk
Birkaç damlada saklı sevda
Nefesim ruhunda çırpınan gözyaşı
Yâr gözlerinde gözlerim var

1 yorum:

  1. Evet, gerçekten kaderin beyaz çizgisidir aşk. Şairin diline sağlık.

    YanıtlayınSil