RÜYAMDAKİ YILKI / İsmail SAĞIR



Yılkılar dolaşıyor rüyalarımda
Yeşilin üzerine doğan güneş
Sönümlüyor zaman sarkacını, kanımda
Paslı çivilere ben batıyorum, heyhat
Elim, içimden ne koparırsa kâr,
Dışarıda şafak yakın
Şafakla akın
İçim zemheri, buza yakın ve kar.

Dökülüyor kelimelerimin kaportası
Ağzımda konuştukça batan, sızlayan aftlar
Cürüm bana yakışan
Sana merhamet ve aflar
Kırarsan zincirimi eğer
Özgürlüğü soluyan o beyaz yılkına
Söz Rabbim, vurmayacağım eğer

Bir öfke körüğü eritince demiri
Tutup hayırla bezediğin perçemi
Vurup çıkacağız karaya batmış şehri
Bilir mi bu deli yılkı
Fırat, Meriç, Nil, Tuna ve nice nehri
Şahlanır belki görürse ummanı, bahri
Yılkın emanetim, peki ya bu süvari

Canına yandığımın dağları, kuytu
Leyleklerin göç yolları, irtifa
Derede boğdurma beni
Daya boğazıma ve yüreğime kirişi
Atacağım ok sadakte garip kalsın


***


HASRET

Bir söz kesti başımı
Zehir etti üç gram aşımı
Parça parça etti dilek taşımı
Yüzüm çizgisi belli etmez yaşımı

Binalar mı titrer başım mı döner
El salladığım ne vakit döner
Günler takvimlerde söner
Bu yaman fırtına selamınla diner

Gökten düşen üç elma elimde
Dönmez gemiler yüzdürdüm selimde
Darılma amma ne varsa dilimde
Motif oldun dokuduğum kilimde

Bir ahşap tavanımız olmadı asuman
Başın darlanırsa gene beni an
Ben geçiyormuşum gibi perdenin ardına saklan
Eyvah gül yüzlü eyvah, hasretlik pek yaman

***

KENDİNE  İYİ  BAK

24 saatin içinde ne çok söylediğimiz bir ifade  ‘’kendine iyi bak’’. Dostlarımıza, sevdiklerimize, tanıdıklarımıza hatta tanımadıklarımıza;  bir görüşme sonunda kapanış perdesi gibidir. Bunca felakatin, haydutluğun, yıkıntıların, boşlukta geçen günlerin azabından korumak için söyleriz. Bazımız hatta çoğumuz bu ifadeyi kendini pohpohla, şımart anlamında alırız. Çokça ya da  kalorisini  ölçüp yiyerek  beden  ölçülerini  korumak, ne  olursa  olsun kendini  içine  almayan olaylara  üzülmemek, gazete  sayfalarının  keyif  veren  yerlerini  okumak, arabanın  hasına binmek vs..
Bunların hepsini  ‘kendine iyi bak’  düsturunu elde bulundurmak için yaparız genelde. Oysa mesele bu kadar basit değil. İnsan sadece nefsi ihtiyaçları için bu dünyada yer işgal etmiyor. Bu dünyada yer kaplamanın da bir bedeli var. İnsan  denen  varlığın  sadece  beşeri  tarafıyla  meşgul oluyoruz  dünyanın  bu  son demlerinde, ama  unuttuğumuz  bir  yanımız  daha  var. İşte o  unuttuğumuzu, yitiğimizi  bulmak  için  ‘kendimize  iyi  bakmalıyız.’
Nereden  gelip  nereye  gittiğimizi  idrak  için  bakmalıyız.
Ademoğlu  salt madde  için  burada  bulunmadığını  idrak  için  ‘kendine  iyi  bakmalı.’
Allah’ın  yeryüzündeki  varisi  insan  ‘’kendine  iyi  baktığında’’ görecektir  insan  olmanın  ne  demek  olduğunu. Asıl  vatanının burası  olmadığını  ve  o  vatana  elbet  bir  gün  döneceğini.
Ve  insan  kendini  en  iyi  bir  aynada  görür, ‘kendine  en  iyi  orada  bakar.’ O ayna ki ruhu nurdan  sütunlardır.
Seni  sana  hatırlatır.
Suretinin  geçiciliğini  haykırır.
Zamanın  beyazlayan  saçında  eridiğini  haber  verir  ve  sana  aslına  dön der.
Ruhu  sarmış  dikenli  telleri  parçala, O’na  sığın  ve varlığını  ona  teslim  et  der.
İnsan varlığını  kimden  almışsa  yine  kendini  Ona  teslim  edecektir.’ Kendimize  iyi  bakmamız’ duasıyla,vesselam.

***
EY CAN

Ey can!
Sana sır olan,  bana ufuk değil ise
Elinin yettiği yer, bana doruk değil ise
 Daha olmamışım… Dokun yanayım

Ey can!
Tuttuğum ateş sana sönük ise
Onardığım sur sana dökük ise
Daha olmamışım… Dokun yanayım

Ey can!
Benim aydınlık sandığım sana zifiri ise
Öldürdüğüm sesler sana dipdiri ise
Daha olmamışım... Dokun yanayım

***
DEMİRCİ

Rüzgâr canına okuyor yaprakların
Ben seni okuyor gibi
Günbatımını okşuyor gözlerim
Arsızım biliyorum, gene özlerim
Her fırtınanın sonu vardır
Güller nisanda açar
Yanlış bildiklerim şimdilik bunlar
Uyuşmak için okuyorum bazen
Bir mısrada gözlerini görmek
Durmak, boşluğa bakmak ve ağlamak
İç seslerine kulak tıkamak
Yüzünün belli belirsiz şekli
Dur desem durmaz
O da hayırsız, gönülden geçici
Sen gönülden ne anlarsın vicdansız demirci
Dağladığın yara boyuna kanar
Aşığın bağrı közünden başka yanar
Yeter harlama ocağı gayrı
Bülbül gülünden, ben ondan ayrı
Her şiir keser damarı

***
GÖZLERİMİ MIHLADIM DUVARA

Gözlerimi mıhladım duvara, resmini astım
Saniyeler zehir, kendime kastım.
Camdan bakmaya alıştım dünyaya
Dil çıkardım içimdeki korkunç mumyaya

Niye ve niçinler başucu kitabım
Her gece uykusuz, buhranlara hitabım
Dertler, bir tespih, birkaç kâğıt, bir kalem
Kazanda kaynattığım ağulardan ibaret bir âlem

Can çıkmaz gecelerin bekçisidir bu saat
Uğultular, araba vızıldamaları kulağıma en büyük kabahat
Gündüz soframın kırıntısından yiyen kuşlar
Gece pencereme ziyarete gelseler, işte o vakit bir türkü başlar…

***
AĞAÇ ALTI ŞİİRİ

Bir ağaç altı şiiridir bu
Firezlerin, adı bilinmez çalıların, yassı taşların ortasında
Elimden kâğıdımı almaya çalışan rüzgâr var yanımda
Ama yine de estikçe rengârenk kokular hediye eder bana.

Şehirden köyüne dönmüş duygular var yanımda
Bir göl, karşımda… Kurumuş ama minik kuşları susuz bırakmayan
Ellerime izi çıkan ana toprağı, otları, taşları
Uzaktan seslenen bir çeşme, dertli; gözleri yaşlı.

Dönemem ben o şehirlere, hafakanlara
Özür borcum var burada sapan sıktığım kuşlara
Bir bisküvi, bir de su koy yine heybeme nineciğim
Kat  ala kızların, sarı kızların ardına; gideyim dağlara.

***
HALİMİZ

(Dünyanın her bir köşesinde acı çeken
kardeşlerimize bir itiraftır)

Günaydın ya da iyi akşamlar sayın dinleyenler
Siz şurda biraz daha bekleyin acıdan inleyenler
Bizim işimiz çok, daha yemeğin üstüne pastamızı yemeliyiz
Siz kurşun yerken biz en cafcaflı tahlilleri yapacağız
Işıltılı spotlar altında dünya kurtarmak mühim iş
Analizlerimiz gazeteleri doldurmalı mutlaka
Sayfalarda elbette zulmün fotoğrafları da olacak
Ama sıkın dişinizi biraz daha biz hala hazır değiliz

Fıtratımıza dar gelen ne kadar gömlek varsa giyeceğiz
Siz bir kenarda bekleyin kurşun sizi bulana dek
Dolunaylı gecelerde şiirler okumalıyız içten içe
El açıp haykırmanızı duymamak için
Belki de ekranda yanan yerler gördüğümüzde kanal atlarız
Son çıkan aşk filmini izlerken uyuyakalırız biz
Yahut en güldüren gösterinin hemen bitiminde
Ama sıkın dişinizi biraz daha biz hala hazır değiliz

Bir bankamatik önünde işini bitiremeyen adama kızıyoruz içimizden
Arabanın patlayan lastiğini değiştiriyoruz sağa çekip
İndirime girmiş marka telefonun sırasındayız ya da
Yeni açılan lokantanın en özel yemeğini sipariş ederken
Yarın nerde yiyeceğimizi planlıyoruz, doymaz mideyi unutup
Yolun kenarındaki renkli afişleri izleyerek geçiyoruz hızla
Peki siz! Ahh siz! Neresindesiniz bu işin?
Ama sıkın dişinizi biraz daha biz hala hazır değiliz.

           
***                            
MAĞARA-2


Yine mağara…

Dünya telaşesinden girmeyi unuttuğumuz söz ve fikir talimgâhı. Dava uğruna sakınmadığı gözlerine ok batıranların mekânı…

Bu defa farklı… Fiziken tam mağara olmuş artık. İçeriyi artık sadece mum ışığı aydınlatmakta bir de aydınlık yüzler. Dünya tuhaf yer, kapital dünyanın mabedleri ışıl ışılken mağara karanlığa boğulmuş. Biri olanca karanlığı setr etmek için ışığı(!) kullanırken diğeri ise olan nuru herkes görmesin diye karanlığı almış üstüne. Derdi, fikri, çileyi azık edenlere bir lambayı çok görmüşler ama bilmezler ki her şey zıddıyla kaimdir. Mağarada yanan fikir ateşi o karanlıkta daha da görkemli görünecek. Hem mum ışığı eyidir, erenler de zaten bunu dert etmez.

Mağara müdavimleri kapital ve materyalist dünyaya mum ışığında manifestolarını ilan ediyorlar artık! Mübarek ola!

5 yorum:

  1. Şu "ebeden" kelimesi çok nefis olmuş. Hatta bu kelime bazı yörelerde "Ebeden Allah" diye de kullanılmaktadır. Kısa ve öz bir "Mağara Yazısı" olmuş yüreğine sağlık sevgili dost. H.Keklikci

    YanıtlayınSil
  2. sevgili kardesim öncelikle bu yazın için gözlerinden öper istibdadı dergüzarı bir borç bilirim bilhakika mağaralarda ihsanu canların dolaştığı o güzel mağaralarda derdest edip zehrü adem yapan yobazlaradan bizleri arındırdığın içün evveliyatın ve ekseriyatın la gurur duymalısın mamafih bu yüzden az ve öz rabutayu zaptu mahluk edüp bergüzar olalım mücerret bir başka yazıda ahbabı dost olmak ümidi senalarıyla

    YanıtlayınSil
  3. cevaplarını bekler selam ederüm büşra t.

    YanıtlayınSil
  4. gerçekten yazılarını çok beğenerek okuyorum edebi kişiliğini ve düşüncelerini takdir ediyorum bu güzel sözlerin kulağıma da nakşetmesini çok isterim acaba bayanlara da hitap eden sohbet konferans türü çalışmalarınız var mı varsa eğer size nasıl ulaşabilirim en kısa zamanda yanıtınızı bekliyorum

    YanıtlayınSil