İNSAN YANLARIMIZ!... / Ahmet Özmen KILIÇ


İç hesaplaşmalarımızla dolu yaşantımızda kazanma hırsımız "insan" genetiğiyle öyle derinden oynamış ki, göz pınarlarımızdan yaşlar akmaz olmuş artık. Genetiğimize dokunan parmaklar her şeyi yapay kullanmayı öğretmiş bize; suni aşklar, suni dostluklar, suni arkadaşlıklar ve suni bir hayat...

Hayatı kuralına göre oynamamız yerine hile ve blöf yapmamızı işlemiş beyinlerimize...

Dürüstlüğü, yapılan iyiliği, yardımı, hep görmememizi göstermiş bizlere ve hep satın alacağımız öğretilmiş insanlığı, onursuzca... 

Aşkı öyle küçültmüş ki genetiğimize dokunan o arsız parmaklar aşkı ayakkabı giymek gibi bir hale büründürmüşler düşüncelerimizde; belki de “aşk nedir” diye sorulduğunda anlatacak sayfalar, günler dolu kelimeler varken, iki kelimeyi yan yana getirip diyemeyişimiz bundandır. Aşkın kitaplar dolusu anlamını anlatırken şair, yazar abilerimiz...

Sinirlerimizle öyle ustaca oynanmış ki insanlık namına yalnızca yemek yemek, su içmek, yürümek eylemleri bırakılmış. Her yerde herkesin herhangi bir şeye muhtaç olabileceğini silmişler belleklerimizden acımasızca ve onların kaderi bu diye bir de dipnot düşmüşler göz damarlarımıza...

Gördüğümüz insanlık harici hareketlerin bizim suçumuz olmadığı gibi, yapacağımız bir şeyin de olmadığına bizi öyle inandırmışlar ki artık yapılan her adaletsizlik bizim kaderimiz olmuş ve insaf duygularımız soldurulmuş işlem yapamaz hale kurulmuş...  

İşte insafsızca genetiği oynanan insanlığın vicdanını tüketerek, saygıyı yitirmesine neden olmuştur.

Sinsice, insanoğlu ar damarlarını da kaybetmiş; yüzü kızarmıyor artık utandığı zaman, çünkü utanamıyor, hezeyan olarak öğretmiş genetiğimize dokunan o arsız parmaklar; gelmeyeceğini bile bile yıllardır beklenen sevgiliyi görünce yüzünün kızarmasını, bir de kaydetmiş illegal şekilde, arlanmadan.

Hayata her tutunmaya çalıştığımızda sinirlerimiz ya koparılmış ya da yeri değiştirilmişti.
Son olarak bir operasyonla genetiğimize giren zamazingo parmaklar insanlığın genetiğiyle oynuyor ki tekrar tekrar bize söylettiriyor sinir sistemindeki suni palavralarını; gözyaşlarımız pınar, utanarak bekliyoruz sevdiğimizi, yüzümüz kızararak.

Dudağımızı ısırıyoruz yalan sözlerimizde artık. Dostluklar sağlam, arkadaşlıklar sıkı, aşkımız gerçek!.. Asıl olan gerçek insanlığın gerçeklik güdüsünden, insan yanlarımızdan koparıldığımız ve yitirildiğimiz...      




***
GİRİFT YALNIZLIK

O gözlerindeki muziplik,
Bakışların arasına sinmiş yalnızlığının
Vaveylasını kimse göremiyordu,
Bilemiyordu…
Herkes bencil ve korkak kalıyordu,
Ve söyleyemiyordu,
En çok da hayatta seni bu yordu…

Bense o gözlerindeki keşmekeş muzipliği bekliyordum,
Yalnızlığının vaveylasını kelimelere sığdırmaya çalışıyordum.
Belki de seni,
Bütün vaktimi,
Ömrümü alman için uzağıma yazıyordum,
Ve sana yetişmek için hızla koşuyordum.

Belki de trajik kaderimi yaşıyordum,
Şimdi oturmuştur yanı başına yalnızlığın,
Ben göremiyordum.

Sen kendi yalnızlığını ararken,
Ben bizim hayatımızı yaşıyordum.
Ve kaçtığın,
Yalnızlığın esiri oldun.
Ve hiç gelmeyeceğini bildiğim seni bekliyordum.

Ve o gözlerindeki muziplik,
Bir sır gibi ömrümü sarıyordu,
Çözemiyordum.


09.01.2007


***
LAL YALNIZLIK

Ne kadar da soğuk,
Aşkın yüzü,
İçim dışım yüreğim buz.
Ne zaman yalnızlığa dokunsak,
Yaralarımızda donuyoruz.

Ne kadar da acı,
Aşkın terk edişi,
Sağım solum yalnızlık.
Ne zaman aşka tutunsak,
Kimsesiz bir kalabalık.

14.01.2012


12 yorum: