DİLSİZ SECCADE YE GÖÇ / Samet YURTTAŞ













Kargalar doyururken karnını 
Çocuğun renkli eteğinde
Çocuk açar gözlerini
Annesinin dilsiz seccadesinde

Sonsuz ninni bastırırsa saatin sesini
Akrep ve yelkovan sallar beşiği
Zamanın belinde çocuğun ayak izi
Annenin elinde yalnız ve yalnız
Ağaran saçlarından bir gül demeti

Çığlık yankılanır annenin gölgesinde
Sesi titrer annenin 
Toprağın dilinde 
Suyun ayakları kesilir yerden
Anne saklar çocuğu 
Ay'ın çıplak gözünden

Çocuğun saçları sararırsa
Güneşin nefesiyle
Çocuk göğü yırtar kendi sesiyle
Kargalar göç eder
Çocuğun renkli eteğinden
Annenin dilsiz seccadesine

***
SEVGİLİYE ÇAĞRI
















Dağların başına aklar düştü
Yüreğim sevdanın rengine küstü
Gündüzüm geceye balım acıya döndü
Lambada titreyen ışık söndü

Baharın sıcağına kandım yine 
Soğuk vurdu dallarım düştü yere
Beyaz çiçekler sere sere
Düştüm gece gece senin izine 

Anlattım seni sonsuz denize
Balıklar daldı mavinin dehlizlerine
Tez vakitte ulaşsın diye 
Mektubunu verdim Samyeline 

Yıldızlar düştü yere birer birer
Nöbette uykuya daldı bir er
Mevsimler habersiz gelip geçer
Eşsiz kokun rüzgarla boynumdan öper

Keklikler ansızın kaldı çıplak
Sorgusuz sualsiz saplandı mızrak
Dünyanın balkonuna bir çıksak 
Gezegenler senin için ayağa kalkacak



***
BİR SEVDA ŞİİRİ













Bulduğum bir sırmış sende 
Hem  lütfunda  hem kahrında 
beklediğim bir merhaba
duysam da hoş duymasam da

"üzgünüm" ağır geldi şubata
kırıldı kalbim gel topla
elinde  sevda  ateşli tabancayla 
vursan da hoş vurmasan da

yalan hüküm sürmez mısrada 
yazdıklarım çıkmaz aydınlığa
söyleyeceğin iki çift lafa
kansam da hoş kanmasam da

katıldım acının şarkısına
kandım ilahi alınyazıma
kaldık mı şimdi baş başa
Anlatsan da hoş anlatmasan da 

tutundum çiçekten tacına
dostlar çekildi kaldım tek başıma
kaçtım Dünya'nın diğer ucuna
çağırsan da hoş çağırmasan da

aklımla giriştim kavgaya
Soru işaretleri dönüşmedi cevaba 
aradım seni zihin pusulamla
bulsam da hoş bulmasam da

şanına yakışır hoş seda 
yaz bürünse kışın ayazına
çıkıp bağırsam surlarda
duysan da hoş duymasan da




***
KADİM ŞEHRİN ENDEMİK ÇİÇEĞİ














İliklerimde teninin ıslaklığıyla 
Yenilgimi bir kenara bırakıp
Suskunluğumu koyuyorum avuçlarına
Susmak bu kadar derin çığlıkken 
Ancak bu kadar susabilirim yakınında

Lisanına bir girsem
Aklının en boş anında 
Yüzünün güleç menekşelerine yağarım
Yağarım elbet gökkuşağının yedinci tonunda
Sevmek uzaktan güzel olmasa

Kırgınlığımdan değil boğuk sesim 
Biraz kederli az bir sitemliyim
Gözlerinde baharı görmek için geldim
Sen kadim bir şehrin
Endemik çiçeğisin

Ağlasan kanlı ay belirir gözlerinde 
Titrer dünya titrer kırlangıçlar titrer gece
Anneler hüzne bürünür evlerde
Bir yaşmak dolar boynuna imge
Sevmek ne kadar uzak bize 

YURTTAŞ yarını bekler yarınları da
Senin adını kazıdım buzdan satırlara
Göz ucuyla baktım sana ve güneşe ve denize 
Karanlık bir çökse mavinin göğsüne 
"İLK AY "ın ışığında çizeceğim seni göğe



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder