NÛR-U HİCRÂN/Gün Sazak GÖKTÜRK

 











Bir dem ki zulmetin en şedîd vaktinde zuhûr eyler nûr,
Ol dem idrâk eder gönül: karanlık dahi rahmetten bir huzûr.

Hayâl içre cemâlin mest eyler cümle efkârımı,
Bir nefeslik visâlin dindirir âh u zârımı.
Ben ki hayâl ikliminde bir garîb erim,
Ne varlık bana yâr, ne yoklukta yerim.

Hakîkatin sînesinden yırtılan bir şûle ararım,
Nûrunla dirilmek için dergâhında niyâz kılarım.
Sun cemâlinden bir katre, ey mihr-i enver,
Zîrâ en derin yaram sensizliğe değer.

Bilirim: derdimin dermânı yine derdin içre mesttir,
Zulmetin nihâyeti nûra, hicrânın sonu dosta desttir.

Bu âlem bir hayâl midir, yoksa hayâl biz mi olduk?
Nûru ararken nice karanlıkta yol bulduk.
İçimde bunca kesret varken vahdetten eser var mı?
Bir nûr kaldı mı, yoksa sırra perdeler dar mı?

Şehvet zindanına düşse bir dilrûbâ cân,
Ne ana kalır, ne yâr; silinir nakş-u nişân.
Tağutun nazarında söner cemâlin izleri,
Gözlerinde kaybolur hakîkatin sözleri.

Sen ki bir mâhsın, hem şems-i tâbânsın,
Aksin düşse hâke(türaba), zulmeti yakan bir devrânsın.
Ne ateşe hâcet kalır, ne gecede firkat,
Seninle dirilir her zerre, bulur hakîkat.

Sen bir gülsün virân gönlümün ravzasında,
Bir gonca açar ismin kalbimin sevdâsında.
İkâmetin cânımda, mekânın sırlar içinde,
Her nefeste zikrin, her demde derûn içinde.

Sana bâd-ı hayattır Mevlâ’nın lütf u keremi,
Hicrânım derindir, çeker eyyâm-ı elemi.

Ben ki aczimle dururum huzûrunda her dem,
Rahatım seninle, ey nûr-u dil, ey cân-ı âdem.
Utanmak dahi bir lütuf olur nazarında,
Zîrâ cemâlin tecellî eyler karşımda.

Rûzi der: Zulmet içre nûr aradım her dem,
Buldum seni kendimde, meğer sen imişsin âlem.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.