Bir İsmin Peşinde/Gülbahar OK



Bazı insanlar vardır… Hayatınızdan fiziksel olarak çıkarlar ama kalbinizden asla gitmezler. Ne bir mezar taşları olur başucunda beklediğiniz, ne de bir vedaları… Sadece eksik bir cümle gibi kalırlar içinizde. 2023 yılının Şubat ayında, Kahramanmaraş’ta yer sarsıldığında sadece binalar yıkılmadı.

Hayatlar yarım kaldı, hikâyeler sustu, isimler kayboldu. O isimlerden biri de benim için Çiğdem’di. Onu aradım. Günlerce, haftalarca… Ulaşabildiğim herkese ulaştım, ulaşamadıklarım için dua ettim. Ama bazı kapılar hiç açılmadı. En zor olanı ise şuydu: Bir insanı arıyorsunuz ama onu bulmaya yetecek kadar bilgiye bile sahip değilsiniz. Bir isim… Bir eş: Nazım… İki çocuk… Ve koskoca bir bilinmezlik.

İnsan bazen çaresizliğin en saf hâlini böyle öğreniyor. Zaman geçti. Acı kabuk bağladı ama hiç iyileşmedi. Ta ki bir gece rüyamda onu görene kadar… Çiğdem ablayı. Sanki bana “buradayım” der gibi.

Uyandığımda içimde yeniden bir umut yeşerdi. Bir kez daha aramak istedim. Ama hayat bazen umudu bile sessizce geri çevirir. “Bulamayız” dediler. Ve ben, kaderin bu kısmını kabullenmek zorunda kaldım. Derken hayat, hiç beklemediğim bir yerden bana kapı araladı.

Sosyal medyada gördüğüm bir isim… Emine. Sadece bir davetle başlayan bir konuşma. Londra’dan Dublin’e uzanan bir yol… Ve ilk kez tanıştığım birine karşı hissettiğim tuhaf bir yakınlık. Sanki yıllardır tanıyormuşum gibi. O da aynı şeyi hissetmiş. Bazen insanlar birbirini tanımadan tanır. Kalpler, isimlerden önce buluşur. Sohbet ilerledikçe hayat hikâyeleri döküldü ortaya. Deprem… Kayıplar… Bir abla… Çocuklar… Bir eş: Nazım…

Ve sonra bir isim düştü cümlenin içine: Çiğdem... Ama ben hâlâ farkında değildim. Ta ki bir fotoğraf isteyene kadar… Ve o an… Zaman durdu. Yıllardır aradığım, rüyamda gördüğüm, kalbimde eksik kalan o isim… O yüz… Karşımdaydı. Bir fotoğrafın içinde. Gözyaşları bazen sadece bir duygunun değil, yılların yükünün boşalmasıdır. O an ağladım. Çünkü artık biliyordum. Çünkü artık kaybolmuş bir hikâye yeniden bir anlam bulmuştu.

Meğer bazı insanlar kaybolmazmış… Sadece yolları uzarmış. Ve meğer bazı karşılaşmalar tesadüf değilmiş… Dua gibiymiş. Ben o gün şunu anladım: Bir insanı gerçekten sevdiyseniz, onu aramaktan vazgeçmeseniz de olur, vazgeçseniz de… Hayat bir gün sizi onun hikâyesine yeniden götürür.

Belki bir rüyada…

Belki bir şehirde…

Belki de hiç tanımadığınız birinin gözlerinde. Ve o gün geldiğinde anlarsınız: Bazı bağlar, dünyaya değil, kalbe yazılmıştır. 

Selametle göç edenlere rahmet, kalanlara sabır ve selam olsun...