EBRULİ BİR AŞK/ Dr. Mehmet Akif ŞAHİN














Sesini duyuyorum
Durulmayan kalbimin körfezine akan ırmakların
Dudaklarımın şelalesinde örselenen bir yığın alev
Ödünç alınmış düşleri şakaklarımda çözüyor
Yüreğimde yol alan kilitlenmiş bir çağdayım
Mavi sular ölümün sırlarıyla öpüşüyor

Uzun susmaların anlattığı cümlelerin dinginliğinde 
Başka aşkların ağlarına tutunmuş hayallerim
Kimsesizliğinin uğultusundan çıkmak için
Buğulu zamanların dillerine düşmüşüm
Gözleri çalınmış şehir sessizce ağlıyor
Öç alınmış yıldızlar savunmasız
Gerinmiş akşamın örtüsünü kaldırıyor

Sen ve ben
Ebruli bir rengin gizemine hapsolduk,
Erken uyanmış nehir sularında durulandık
Şimdi bekliyoruz
Çapraz dilimlenmiş duygularımızı
Yalnızlık tenimizin kokusuna tutunmuş
Karşılamayı umuyoruz sabahın renklerini

Sürgün mısraları kuşanmış bir şiirin nakaratını duyan
Gün ışığının linç ettiği gölgeler diriliyor
Hiç gidilmemiş bir şehrin dillerine düşmüş şarkımız
Sesimize bir kıvılcım tutuşmuş
şarkılarımız yanıyor
Mısraları kurşuna dizilmiş bir şiirin
Gövdesine okyanus akıyor

Yan yana yürümeyiz körebe öğreniriz
Su sarnıçlarına küskün hayatın kaldırımlarında
Kefenlenir gökyüzüne dizilmiş yıldızlarımız
Şehrin dudaklarını ıslıklayan sır bekçileri
Bizi bekleyen kelebek kanatlarına saklanmış

Saçlarımız bulutlara dokunan sırların büyüsüyle kurulanır
Bölüşürüz usul usul çoğalan kederimizi
Sırların yedeğinde tutulan duyguları yüreğimize örteriz
Ortak dilimizi mavi sulara daldırıp serinleriz
Özleriz daralan aşkın tutkun sözlerini

Bu gün
Acıyan mürekkebi mektuplara döküp
Ölümsüz zamanın dışına atmışım
El değmemiş tutkularımı anlıyor musun?
Bir varmış bir yokmuş demeden ben gideceğim
Yokluğumun kederi okyanusun mavi sırlarını sızlatacak
Biliyor musun?

Sen
Yüreğimin kıyılarına vuran efsunlu bir yolcuydun
Sözlerin, güvertemden savrulan sevda güvercini
Tapınaklara düşen ruhumdan tutuşuyor gün ışığın
Her gün bir can yongası sözün birikir
Ömrümün sakin sayfalarına



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme