1- İpin Çözüldüğü Yer
Herkes bir şekilde öklüyor
Uçurtmasını bir ağaç dalına.Dalgalı denizde yol alan ruhum,
Kendi fırtınasını içinde taşıyor.
Gökyüzü kalabalık bugün,
Ama kimse yukarı bakmıyor.
İpler dolaşmış parmaklara,
Kanamış avuç içleri,
Yine de kimse bırakmıyor uçurtmasını.
Rüzgâr bazen dost gibi eser,
Bazen de yüze çarpan hakikat.
Anlarım ki insan
Ne tamamen göğe ait,
Ne bütünüyle toprağa.
Bir yerde asılı kalıyoruz hepimiz;
Arafta,
Ne uçurtma kadar hafif,
Ne dal kadar sağlam.
Ruh dediğin şey
En çok,
Kıyıyı aradığında yorulurmuş
Gök ırmaklarda bir kıyıyı
Gök denizinde bir limanı
Gökyüzünde bir göz izi yok benimkinden gayrı,
Tüm bakışlar cemekanlarda.
Hatırlanası ipler olmalıyken parmaklarda,
Çantalar dolaşmış parmaklara.
Kanatır ağırlığı dünyanın,
Avuç içleri sessizce yarılır.
Yine de kimse bırakmaz
Uçurtmacısının iplerini.
Çünkü bırakmak
Düşmek değildir sadece,
Boşlukla tanışmaktır biraz da.
Ve insan
En çok boşluktan korkar.
O yüzden bağlar kendini
Vitrin ışıklarına,
Etiketlere,
Taşınan eşyalara…
Oysa bir uçurtma hafifliği vardı bir zamanlar,
Rüzgârla konuşan bir çocuk sesi.
Şimdi gök aynı gök,
Ama kimse yukarı bakmıyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.