Ölmek Üzerine Postmodernist Bir Şiir Denemesi/Gün Sazak Göktürk

 







.










Adam, 
sabah kahvesini içerken ölüm üzerine düşündü.

Hayat devam ediyordu ama adamın içinde çoktan bitmişti.

Bu düşünce, ekmek kırıntılarının masaya düşmesi kadar sıradandı.

Ölüm ona bir oyun gibi görünüyordu;

Çocukken oynadığı saklambaç gibi

Birisi “bitti” der, herkes ortaya çıkar.

Oysa şimdi kimse ortaya çıkmıyordu.



Sokaklarda insanlar aceleyle yürüyordu,

Gazetelerde yeni felaketler yazıyordu

Ve adam, kendi sıkıntısını kimseye anlatmadan,

Şu uzayıp giden kaldırımlarda mahpus olan adam,

Ölümü bir şaka gibi cebinde taşıyordu.



Ölmekten mi korkuyordu adam?

Ağzını mı yummuş muydu ki dostuna, öldüğünü sansın.

Bir parçacık gam, bir zerrecik hüzün mü öldürecekti adamı,

Adamın sıkıntısı, bir şiir değil, bir boşluk: içi dolmayan bir çığlık.

Adamın sıkıntısı ölmek, ansızın bir kuyudan su çekerken ölmek!

Adam çok genç yaşta ölmüş bu hayat denilen gaileye



Ve Koşar adım yürüyüş biter, yığılır kalır beden taş konaklara.

Daha ölmedin diye sayıklamış imam talkımda…

Ciğerlerimde yanık izleri ağzımda is kokusu.

Ben hiç yenilmedim senden gayrısına,

Hiç parçalanmadım

Hiç kaybolmadım…



2 yorum:

  1. / Ve adam tütün kokan bir hüzünle elleri cebinde ölüm dileyerek yürür kentin yıkık kaldırımlarında ..

    YanıtlaSil
  2. Ve az az ölür insan hergün

    YanıtlaSil