ONBİR AYIN SULTANI / Teyfik KARADAŞ



Gelişini on bir aydır bekledik
Hoş geldin sen on bir ayın Sultanı
Hasretine her gün hasret ekledik
Hoş geldin sen on bir ayın Sultanı

Zincirlere vurdun büyük şeytanı
Refaha kavuştu yurdun dört yanı
Bereketin mest ediyor insanı
Hoş geldin sen on bir ayın Sultanı

İftar vakti şenleniyor sofralar
Aydınlattı karanlığı mahyalar
Sen gelince bizim oldu dünyalar
Hoş geldin sen on bir ayın Sultanı

Sevincinden ağlamıyor bebekler
Yeryüzüne indi bütün melekler
Kabul oldu ettiğimiz dilekler
Hoş geldin sen on bir ayın Sultanı

Sen gelince serinledi havalar
Semaya yükseldi bütün salalar
Def oldu başımdan gitti belalar
Hoş geldin sen on bir ayın Sultanı

Kadın erkek teravihe geldiler
Müslümanlar mutluluğa erdiler
Zenginler fakire zekât verdiler
Hoş geldin sen on bir ayın Sultanı

Birçok hikmetlerin gelmez hatıra
Teyfiki her gece kalkar sahura
İfadem bu kadar bakma kusura
Hoş geldin sen on bir ayın Sultanı


***
ERCİŞ'Lİ GÜZEL

Ben Erciş elinde bir güzel gördüm
Sırmadır saçları kömürdür gözü
O güzel yüzünden deliye döndüm
Dudakları karanfil gülüne benzer

Salına salına geçtim önünden
Bir of çektim başka ne gelir elden
Mevlam esirgesin nazardan dilden
Yürüyüşü sallanan selviye benzer

Uzaktan baktım ben incecik beli
Ürperdi rüzgârda saçının teli
İncidir dişleri şekerdir dili
Yanakları Şirvan balına benzer

Erciş’in başkadır baharı yazı
Bir çiçek demeti gelini kızı
Bir daha görmedim o güzel kızı
Gözleri var ceylan gözüne benzer

Didindim çalıştım kükredim coştum
Güzeller peşinde dağları aştım
Teyfikiyem gardaş yok oldu aklım
Öyle uzunki boyu Elife benzer


***
DUA

Bölmek istiyorlar güzel vatanı
Bu güzel vatanı böldürme Ya Rab
Haçlı zihniyeti tekrar hortluyor
Ecnebiyi bize güldürme Ya Rab

Dalgalansın kalelerin burcunda
Bizleri bayraksız bırakma Ya Rab
İslam vardır bu milletin harcında
Bizleri Kuransız bırakma Ya Rab

Okunsun ezanlar minarelerden
Bizlere çan sesi dinletme Ya Rab
Bu toprakta şühedanın kanı var
Vatanı düşmana çiğnetme Ya Rab

Hain olanları helak et gitsin
Allah diyenleri şehit et Ya Rab
Vatan için savaşan tüm güçlerimize
Cennete girmeyi nasip et Ya Rab

Anadolu İslam’ın son kalesidir
Lütfeyle bu kale düşmesin Ya Rab
Her karış toprakta şehit kanı var
Kafirin eline geçmesin Ya Rab

Bin yıllık kardeştir Türkler ve Kürtler
Kardeşi kardeşe vurdurma Ya Rab
Aramızda on binlerce fitne var
Şeytanın şerrine uydurma Ya Rab

Bu bebek katili tüm canileri
Toprak et taş et yaşatma Ya Rab
Gitsin ülkemizden it sürüleri
Huzursuz günleri uzatma Ya Rab

Şehit verdik Dağlıca’da Iğdır’da
Bu son olsun başka gösterme Ya Rab
Kahraman Mehmetçik verdi cevabı
Rüzgârı tersinden estirme Ya Rab

Kıyamete kadar kalsın ayakta
Bu kutsal vatanı devirme Ya Rab
Şair Teyfikiyem aciz bir kulum
Duamı kabul et çevirme Ya Rab


***
SULTANIM

Ayırmazdım gözlerimi gözünden
Haz duyardım dinledikçe sözünden
Ayrı düştük bir zalımın yüzünden
Kavuşmamız zora düştü Sultanım

Akşamları hayalinle yatardım
Sabah kalkar yollarına bakardım
Kahve içer falımıza bakardım
Yollarımız ayrı düştü Sultanım

Gün boyunca ayrılmazdım başından
Sen kalkınca tel arardım saçından
Sen bilmezsin neler geçti başımdan
Umudumuz suya düştü Sultanım

Hasta idim gözlerinin rengine
Eş sayardım ben hep seni kendime
Nasıl düştüm o hainin fendine
Başım birden dara düştü Sultanım

Çok az şahit tarih böyle aşklara
Aşkın ile yem atardım kuşlara
Adını yazardım beyaz taşlara
Hülyalarım boşa düştü Sultanım

Toprak sürülmezmiş gelmezse tava
Benim bahtım zaten doğuştan kara
Gönül bu aşktan alınca yara
Ayaklarım yola düştü sultanım

Bana mesken artık dağların başı
Sel olup akıyor gözümün yaşı
Baharda yaşadım en ağır kışı
Hayallerim buza düştü Sultanım

Alamadım bu dünyanın tadını
Aşk koymuşlar ızdırabın adını
Unutmuşsun belki benim adımı
Şair Teyfik kora düştü sultanım




***
ANNECİĞİM

Sıkıntın var belli senin yüzünden
Geliver yanıma çök anneciğim
Anlat da derdine derman bulayım
Yanağımdan usulca öp anneciğim

Aç mısın susuz mu yoksa hastamı
Çocuklar mı bozdu ya da kafanı
Sebep bensem söyle bana hatamı
Şöyle bir derinden gül anneciğim

Sen muhtaç etmedin bizi ellere
Yetmez mi otuz yıl çektiğin çile
Benden istediğin canımsa bile
Vermeye razıyım bil anneciğim

Emzirdin bizlere helal sütünü
Kalkıp geceleri örttün üstümü
Bizler için siper ettin göğsünü
Bizde vefasızlık yok anneciğim


Anlatmazsan üzülürüm derinden
Yok olur Teyfiki bu kederinden
Ne gelirse yapacağım elimden
Yeterki göz yaşın sil annecğim

***
KEŞ DAĞI




















Helikopter geçer iken üstünden
Geçirmedin engel oldun Keş Dağı
Muhsin Başkanımı aldın elimden
Haritadan sildim seni Keş Dağı

Çok severdim sevmediğim yer oldun
Muhsin Başkanıma sebep sen oldun

Alpereni boynu bükük bıraktın
Altı canı saatlerce arattın
Furkan’ı da öksüz yetim bıraktın
Haritadan sildim seni Keş Dağı

Çok severdim sevmediğim yer oldun
Muhsin Başkanıma sebep sen oldun

Bundan sora senin semtinden geçmem
Abıhayat hayat olsan suyundan içmem
Havan şifam olsa yaylana göçmem
Haritadan sildim seni Keş Dağı

Çok severdim sevmediğim yer oldun
Muhsin Başkanıma sebep sen oldun

Sulağından nane yarpuz toplamam
Çiğdemini sümbülünü koklamam
Koyağında geyik keklik avlamam
Haritadan sildim seni Keş Dağı

Çok severdim sevmediğim yer oldun
Muhsin Başkanıma sebep sen oldun
           
Her yıl seni ziyarete giderdim
Kimi görsem iklimini överdim
Âşıktım ben seni nasıl severdim
Haritadan sildim seni Keş Dağı

Çok severdim sevmediğim yer oldun
Muhsin Başkanıma sebep sen oldun
           
Kanlı Çukur Kara Yakup tepende
Dört mevsim kar olur senin zirvende
Nefret uyandırdın inan ki bende
Haritadan sildim seni Keş Dağı

Çok severdim sevmediğim yer oldun
Muhsin Başkanıma sebep sen oldun

Bu belayı başımıza getirdin
Teyfikinin hayalini bitirdin
Bilmem kine daha neler götürdün
Haritadan sildim seni Keş Dağı

Çok severdim sevmediğim yer oldun
Açıldı aramız bana el oldun




***
AĞAÇ SEVGİSİ



Ağaçtandır evimizin çatısı
Ağaçtandır penceresi kapısı
Ağaçtandır pek çok sanat yapısı
Ağaçları koruyalım arkadaş

Ağaçtandır kar kürünen kürekler
Ağaçtandır pekmez konan külekler
Ağaçtandır madendeki direkler
Ağaçları koruyalım arkadaş

Ağaçtandır çizdiğimiz cetveller
Ağaçtandır iletkiler pergeller
Ağaçtandır yazdığımız defterler
Ağaçları koruyalım arkadaş

Ağaç bize tohum verir dal verir
Ağaç bize elma armut nar verir
Ağaç bize çiçeğinden bal verir
Ağaçları koruyalım arkadaş

Ağaçlarla güzel göller denizler
Ağaç bizim havamızı temizler
Ağaca muhtacız her zaman bizler
Ağaçları koruyalım arkadaş

Ağaçların orman olur harmanı
Ağaç için Fatih yazdı fermanı
Ağaçtadır birçok derdin dermanı
Ağaçları koruyalım arkadaş

Yanan ağaçları kökten sökelim
Yerlerine yeni fidan dikelim
Fidanları evlat gibi sevelim
Ağaçları koruyalım arkadaş

Şair Teyfik ağaçların aşığı
Ustalar şimşirden yapar kaşığı
Ağaçtandır bebeklerin beşiği
Ağaçları koruyalım arkadaş



***
ADIYAMAN

Ben seni bu kadar bilmezdim ezel
Yaşantın mutfağın kendine özel
Tarihin coğrafyan her şeyin güzel
Saklı bir cennetsin sen Adıyaman

Unutamam orda geçen günleri
Çok kokladım bahçendeki gülleri
Harikadır Gölbaşının gölleri
Turizm kentisin bil Adıyaman

Çelikhanın tütününden çok içtim
Yüzer adasıyla karşıya geçtim
Nemruta çıkınca kendimden geçtim
Dünyada emsalin yok Adıyaman

Çaylarında köprüler var tahtadan
Menzile giderken geçtim Kahtadan
Sondajların çalışıyor durmadan
Petrol senden çıkar ey Adıyaman

Ormanlarda ince kalın dalın var
Sinciğinde kara kovan balın var
Gergerinde el dokuma halın var
Motifin güzeldir can Adıyaman

Besnindedir eğitimin bayramı
Bütün dünya üzümüyün hayranı
İnsanların cömert sever ikramı
Misafirperversin duy Adıyaman

Ayarını güzel yapar ustalar
Çiğ köfteyle şifa bulur hastalar
İlkbaharda yeşillenir tarlalar
Çiftçiyi o zaman gör Adıyaman

Taşıdın Samsatı başka yerlere
Tut pekmezin destan olmuş dillere
Gençlerin gidiyor gurbet ellere
İşsizliğe çare bul Adıyaman

Türkülerin tüm dünyada söylenir
Güzellerin halay çeker eğlenir
Müzikli gecen var harfane denir
Bir kültür şehrisin gül Adıyaman

Kalem alır haritanı çizerim
Cenderede Karakuşta gezerim
Barajını Nissibiden geçerim
Bir de feribotun var Adıyaman

Şair Teyfikiyem sen beni anla
Benim saydıklarım denizde damla
Şükrettin her zaman gerçek imanla
Kadim bir bölgesin yar Adıyaman

           

***
KUŞLAR ÂLEMİ

Kimi yuva yapar kimisi yapmaz
Kimi kanat çırpar kimisi uçmaz
Biri birisinin hatırın yıkmaz
Dünyası farklıdır bütün kuşların

Kara kartal hiç bırakmaz avını
Karakarga sallar kavak dalını
Şahin kerkeneze satar çalımı
Rüyası farklıdır bütün kuşların

Leylek yavrusunu atar yuvadan
Karabatak martı hiç çıkmaz sudan
Ebabil kuşundan bahseder Kuran
Deryası farklıdır bütün kuşların

Bülbül bağda öter keklik dağlarda
Turna sevilmiştir bütün çağlarda
Hüküm sürer kuzgun sarp kayalarda
Sevdası farklıdır bütün kuşların

Taklit eder papağanlar insanı
Serçenin tavustan hafiftir canı
Kuş mudur böcek mi bilmedim arı
Hülyası farklıdır bütün kuşların

Güvercin evcildir yarasa âma
Kuşların sesiyle güzeldir doğa
Ardıçkuşu meydan okur soğuğa
Doğası farklıdır bütün kuşların

Teyfikiyem kanat takıp uçamam
Yarış yapsak kuşlar gibi koşamam
Ben kuş olsam bir kafeste yaşamam
Leylası farklıdır bütün kuşların


***
CEYHAN NEHRİ

Elbistan’dan doğar güneye akar
Kömürü Hurmanı içine katar
Nice canlar alır ocaklar yıkar
Cela’da daralır yolu Ceyhan’ın

Vadilerden geçer dağları aşar
Yazın çok azalır baharda coşar
Ovaya indikçe yolunu şaşar
Engizek Kısıkta fonu Ceyhan’ın

Alabalık sazan içinde yaşar
Göç vakti leylekler üstünden uçar
Avcılar oltayla yanına koşar
Karasu batıda kolu Ceyhan’ın

Tekir Fırnız Menzelette birleşir
Onu zapt etmesi artık güçleşir
Suyuna muhtaçtır beş altı şehir
Çözülmez nisanda donu Ceyhan’ın
  
Her zaman dumandır Düldül’ün başı
Su ile dönüyor değirmen taşı
Dökülür içine gözümün yaşı
Sabun Düziçi’nde pulu Ceyhan’ın

Yapıldı önüne barajlar bentler
Artık su akarken bakmıyor Türkler
Onunla çalışır devasa HES’ler
Enerji üretmek zoru Ceyhan’ın

Bir yay gibi kıvrım kıvrım dolanır
Yağmur yağar bazen suyu bulanır
Çukurova Ceyhan ile sulanır
Yaptığı görevler dolu Ceyhan’ın

Sel gelirse yıkılıyor köprüsü
Dilden dile söyleniyor türküsü
Memlekete hizmet etmek ülküsü
Bölgede büyüktür rolü Ceyhan’ın

Bu vatanı baştan sona gezdim ben
Hilaf değil gerçekleri yazdım ben
Teyfikiyem göllerinde yüzdüm ben

Karataş Adana sonu Ceyhan’ın

***
AFRİN DESTANI











Reis ordumuza verince emir
Bahar seli gibi coştu Mehmetçik
Süngüyü silahın ucuna takıp
Afrin cephesine koştu Mehmetçik

Yetmiş iki uçak kaldırdı yerden
Ağaçlar söküldü sanki kökünden
Gökyüzü gürledi bomba sesinden
Düşmanı siperde vurdu Mehmetçik

Tank top mermisiyle titredi yerler
Bir günde işgalden kurtuldu köyler
Burseya dağından kaçtı hainler
Her tepeye bayrak dikti Mehmetçik

Düşmanın lazerle inine girdi
Beş yüz kelle aldı üç şehit verdi
Siyonist dünyaya göz dağı verdi
Ölüme giderken güldü Mehmetçik

Yedi düvel baktı kaldı uzaktan
Korkmadı bombalı on bin tuzaktan
Çok dualar aldı Müslüman halktan
Mazlum gönüllere girdi Mehmetçik

Gülüp oynayarak sefere gitti
Kızıl Elma ülkümüzü yeşertti
PYD’yi tek hamlede tuş etti
Tarihe adını yazdı Mehmetçik

Amerika panikledi çark etti
Bu savaşta gücümüzü fark etti
Bu milletin dostluğunu kaybetti
Asırlık oyunu bozdu Mehmetçik

Teyfiki yakından etti temaşa
Tarih tanık değil böyle savaşa
Topraksız yerlerde düşmanı taşa
Kendi elleriyle gömdü Mehmetçik

                                       
***
CANANIM














Nereden başlasam neleri yazsam
Buna karar vermek zordur Cananım
Senden ayrılalı gülmedi yüzüm
Sevdanın acısı zordur Cananım

Tahmin etsen seni nasıl özledim
Aşkımızı yad ellerden gizledim
Gelir diye yollarını gözledim
Sevenlerin gözü kördür Cananım

Saz çalarak türküleri söylerdin
Cilvelenir garip gölüm eğlerdin
Hedefin büyüktü neler yeğlerdin
Seven sevdiğine kuldur Cananım

Sende buldum ben yaşamın tadını
Kazıdım kalbime güzel adını
Felek kara yazmış alın yazımı
Seninle sayfamız mordur Cananım

Kader bizi bu sevdaya zorladı
Kavuşmak istedik nasip olmadı
Zaman çok daraldı sabrım kalmadı
Sensiz geçen her gün puldur Cananım

Son mektupta geliyorum yazmıştın
Merak etme seviyorum yazmıştın
Zarf içinde birde resim salmıştın
Gel artık acımı durdur Cananım

Yıllar oldu bekliyorum kapıda
Kayıdım yok bir sen varsın tapuda
Geç kalırsan koyulduğum tabuda
Akan göz yaşını doldur Cananım

Teyfikiyem budur işin özeti
Ferhat gitti bana verdi nöbeti
Tek başıma içsem ecel şerbeti
Buda senin için züldür Cananım



***
SILA ÖZLEMİ

Gurbet elde sılam düşse aklıma 
Doğduğum yöreye gidesim gelir 
Tahtalı Köprünün üstünden geçip 
Eyerli bir ata binesim gelir

Gençliğimde çok hoş geçti günlerim 
Düştüm yollarına gurbet ellerin 
Çadır kurup konduğumuz yerlerin 
Şimdiki halini göresim gelir

Yaylaya çıkmaya tutmazsa dizim 
Gözde yaşamaya alırım izin 
Dertlere devadır suyumuz bizim 
Yeşilgöze girip yüzesim gelir

Viran mıdır şimdi Ekşilik bağı 
Yaylanın hasıdır Mağralı dağı 
Önüme katarak üç yüz oğlağı 
Keçedam yerinde güdesim gelir

Sakızboynu Suludelik ücesi 
Serin olur Oynaklının gecesi 
Çıkmış ise Akpınarın bezesi 
Ekmeğin içine düresim gelir

Acep ne yapıyor eski hocalar 
Nereye göçüyor şimdi Kocalar 
Tütüyorsa Keşdağında bacalar 
Dedemin damına giresim gelir

İnleri dağdadır ayının kurdun 
Rüzgarı bol olur Faralı Yurdun 
Haberiniz var mı ne halde 
Zorhun Tansırın suyundan içesim gelir

Deli Höbek yüksek dumandır başı 
Çıkması çok zordur sert olur taşı 
Başyurtta sel olur gözümün yaşı 
Aşağı Yaylada gezesim gelir

Teyfiki yeter uzatma sözü 
Bizim coğrafyanın güzeldir güzü 
Kısıkta dinleyip o Kara Gözü 
Karnım doyasıya gülesim gelir


***
DÖNGEL'İN

Etrafını sarmış dumanlı dağlar
Mağranın içinde suları çağlar
Kızı gelin olur anası ağlar
Ilgıt ılgıt eser yeli Döngelin

Kış mevsimi metrelerce kar yağar
Yağmur dolu ilkbaharda bol yağar
Güneş vurur üzerine nur doğar
Her mevsim tehlike seli Döngelin

Delikli Kayadan şahini uçar
Çakran yaylasında bozkurtu yaşar
Kuzusu meleşir oğlağı koşar
Bazı insanları deli Döngelin

Bahçesinde hurma ayva nar olur
On iki ay yükseğinde kar olur
Saygı vardır insanında ar olur
Kahramanmaraştır ili Döngelin

Oluklardan akar soğuktur suyu
Zengindir kültürü güzeldir huyu
Türkmen asıllıdır Oğuzdur boyu
Öz ve öz Türkçedir dili Döngelin

Suyu boldur iri olur söğüdü
Torunu dededen alır öğüdü
Meydanlarda güreş tutar yiğidi
Çelikten güçlüdür beli Döngelin

Yol için deldiler hartlaplı dağı
Viran olmuş gitmiş dedemin bağı
Sevilir bölgede kaymağı yağı
Saklı bir cennettir yeri Döngelin

Direklide arkeologlar çalışır
Tarihimiz dünya ile yarışır
Küs olanlar üç gün sonra barışır
Teyfiki tomurcuk gülü Döngelin



***
EMMOLU


Sünger bilmem yünden olur döşeğim 
İki öküzüm var birde eşşeğim 
Yoktur Haktan benim başka isteğim 
Eker biçer geçinirim emmoğlu

Sürerim ben öküzlerle tarlamı 
Yağmur yağar büyük olur harmanı 
Kesilmezse dizlerimin dermanı 
Eker biçer geçinirim emmoğlu

Ekinimi tırpan ile biçerim 
Yaz gelirse yaylalara göçerim 
Bazlama yer karlı ayran içerim 
Eker biçer geçinirim emmoglu

Kaynatırım bulgur olur buğdayım 
Hasat vakti üzüm için bağdayım 
Güz gelirse odun için dağdayım 
Eker biçer geçirim emmoğlu

Yaba ile savururum samanı 
Elimle yaparım kara sabanı 
Eksik olmaz bacamızın dumanı 
Eker biçer geçinirim emmoğlu

Kar yağarsa dağlar taşlar don olur 
Odun yanar ateşimiz kor olur 
Ambarlarda zahiremiz bol olur 
Eker biçer geçinirim emmoğlu

Bekçi olsam mermi koymaz sıkarım 
Muhtar olsam kul hakkından korkarım 
Esnaf olsam zararına satarım 
Eker biçer geçinirim emmoğlu

Teyfikiyem çok özgürüm köyümde 
Hiçbir engel yoktur benim önümde 
Çok şükürler huzurluyum evimde 
Eker biçer geçinirim emmoğlu


***
ESKİ GÜNLER GÜZELDİ

Köyümde horozlar erken öterdi 
Ezan vakti tüm bacalar tüterdi 
Kuzine sobada kömbe pişerdi 
Kahvaltımız şimdikinden güzeldi.

Oğlaklar keçiler giderdi dağa 
Gençler dağılırdı bahçeye bağa 
Buram buram çiçek kokardı doğa 
İklimimiz şimdikinden güzeldi

Kabarcık üzümü tatlıydı baldan 
Tepelerdik suyu akardı saldan 
Mahsereye odun taşırdık dağdan 
Pekmezimiz şimdikinden güzeldi

Çıra çıkartırdık çamın kökünden 
Çiğ köfte yapardık keklik etinden 
Teleme çalardık keçi sütünden 
Yoğurdumuz şimdikinden güzeldi

Düğünleri size nasıl anlatsam 
Bir teklif gelse de bayraktar olsam 
Çalsa davul tepsi ile oynasam 
Bayramımız şimdikinden güzeldi

Çiçeklerden bal yapardı arılar 
Masal anlatırdı yaşlı karılar 
Canlandı gözümde eski anılar 
Yaşantımız şimdikinden güzeldi

Yaz gelirse yaylalara göçerdik 
Kar altından akan sudan içerdik 
Yeşil saman için kenger biçerdik 
Güllerimiz şimdikinden güzeldi

Çok temiz ve saftı duygularımız 
Dert yoktu kaçmazdı uykularımız 
Gülerdi oynardı çocuklarımız 
Komşuluklar şimdikinden güzeldi

Tarhanayı dal üstüne sererdik 
Ceviz ile yemesini severdik 
Araba yerine ata binerdik 
Yolculuklar şimdikinden güzeldi

Kader beni gurbet ele yolladı 
Dönemedim yollarımı bağladı 
Eşim dostum arkam sıra ağladı 
Hasretlikler şimdikinden güzeldi

Yeter Şair Teyfik anlatma yeter 
Kafesin içinde bülbül mü öter 
Köydeki günlerin gözünde tüter  
Eski günler şimdikinden güzeldi 


***
DOKTOR BEY















Vurulunca bir güzelin saçına
Kan karıştı gözlerimin yaşına
Teşhis koyup ilaç yazma boşuna
Benim yaram aşk yarası doktor bey

Endoskopi yapma temizdir içim
Canımı sıkmaktan çürüdü dişim
Söyleme kimseye duymasın eşim
Benim yaram aşk yarası doktor bey

Tansiyonum yüksek çıkar ölçtürme
Efor yapıp bana ömür biçtirme
Sual sorup dertlerimi deştirme
Benim yaram aşk yarası doktor bey

Film çekip de bende kusur arama
Hiçbir merhem derman olmaz yarama
İnsan için söylemesi zor ama
Benim yaram aşk yarası doktor bey

İğne vurup acıtma hiç canımı
Bir şey çıkmaz tahlil etme kanımı
Yaşamayan bilmez benim halımı
Benim yaram aşk yarası doktor bey

Baksın diye başka hekim getirme
Kanser deyip umudumu bitirme
Yeter artık ileriye götürme
Benim yaram aşk yarası doktor bey

Taburcu et beni burada yatırma
Serum takıp sıkıntımı artırma
Uzatıp süreyi şevkimi kırma
Benim yaram aşk yarası doktor bey

Teyfikiyem başım sığmaz emara
Bir hemşire giriş yaptı damara
Tespit etmez baktığınız kamera
Benim yaram aşk yarası doktor bey
Tıp ilminde yok çaresi doktor bey




***
YAZIKLAR OLSUN















Gönülden bağlıyım yüce kurana
Doğmadan kavuştum gerçek imana
Layık olamazsam Alparslan Hana
Doğduğum anaya yazıklar olsun

Bayraktar olmuşuz İslam dinine
Adalet götürdük küffar eline
Söven olur ise benim dinime
Ağzını kırmazsam yazıklar olsun

Aciz bir insanım çoktur kusurum
Hazreti Muhammet (sav) benim resulüm
Onun aşkı ile coşmazsa ruhum
Kalbime gönlüme yazıklar olsun

Aşığım ben bayrağımın rengine
Bu cihanda rastlamadım dengine
Taşırım başımda koymam engine
Yere düşürürsem yazıklar olsun

Ben bir kölesiyim güzel vatanın
Hakkı ödeşilmez şehit yatanın
Hain olup ülkemizi satanın
Boynunu vurmazsam yazıklar olsun

Mayam asil sağlam benim temelim
Hür doğmuşum hür yaşamak emelim
Kızıl elma mefkuresi hayalim
Engel olanlara yazıklar olsun

Döngelliyim dünya tanır köyümü
Teyfikiyem kabul etmem zulümü
Bu cennet vatan için göze ölümü
Almadıysam bana yazıklar olsun



***
ZALIM FELEK















Üş yaşında peltek ettin dilimi
On yerinden kırdın benim belimi
On beşinde terk ettirdin elimi
Zalim Felek söyle bana hatamı
Yeter artık bırak benim yakamı

Çoban ettin Keş Dağına gönderdin
Yere atıp topaç gibi dönderdin
Mutluluk istedim hep cefa verdin
Zalim Felek söyle bana hatamı
Yeter artık bırak benim yakamı


Sevdiğim güzeli benden ayırdın
Her yarışta rakibimi kayırdın
Öne geçsem bacağımdan sarıldın
Zalim Felek söyle bana hatamı
Yeter artık bırak benim yakamı

Ben makam beklerken rütbe söktürdün
Ceza verip gözyaşımı döktürdün
Yad ellerde bana boyun büktürdün
Zalim Felek söyle bana hatamı
Yeter artık bırak benim yakamı

Genç yaşımda ak düşürdün saçıma
Akla gelmez dertler açtın başıma
Ben pişirdim sen su kattın aşıma
Zalim Felek söyle bana hatamı
Yeter artık bırak benim yakamı

Teyfikiyem böyle imiş kaderim
Ömür biter bitmez benim kederim
Rabbim için her günümü severim
Zalim Felek söyle bana hatamı
Yeter artık bırak benim yakamı





***
BEN BİR SUYUM











Ben bir suyum, yer altında yaşarım.
Bazen kükrer, yer üstüne çıkarım.
Dağı, taşı, etrafımı yıkarım.
Susuz derelerde, sel olurum ben!

Bulut olur, gökyüzüne çıkarım.
Yağmur olur, yeryüzüne yağarım,
Nehir olur, denizlere dolarım.
Soğuk havalarda, kar olurum ben!

Bazen dağ başında, dertli pınarım.
En yakın dostuyum, ulu çınarın.
Can damarıyım, tüm canlıların.
Cansız kalanlara, can olurum ben!

Eve girer, musluklardan akarım.
Kirlenirsem, mazgalları tıkarım.
Enerjiyim; lambaları yakarım.
Karanlık geceye, nur olurum ben!

Sığ olan yerimde, insanlar yüzer.
Derin yerlerimde, balıklar gezer.
Kaynaktan içersen, tadım çok güzel.
Gemiye, sandala yol olurum ben!

Ben bir lütfuyum, Yüce Mevla’nın.
Üçte ikisiyim, yalan dünyanın.
İçinde olurum, pek çok rüyanın,
Sohbet meclisinde, çay olurum ben!

Yağmurum, doluyum bazen de karım.
Tüm işlerin temelinde, ben varım,
Kâinatı temizlerim, yıkarım.
Kurak tarlalarda, gül olurum ben!

Şair Teyfik beni, anlattı biraz.
Bunaltır dünyayı, bensiz geçen yaz.
Muhannet olmadım, hiç etmedim naz,
İsteyen herkese, yar olurum ben!


***
BİZİM ELLER GÜZELDİR















Konya’mız da çok geniştir yazımız 
Sivas ellerinde çalar sazımız
Horon teper Trabzon’da kızımız

Anadolu tüm dünyada özeldir 
Bizim eller birbirinden güzeldir

Çok güzeldir Rize’de ki çayımız 
Anzerdedir derde deva balımız 
Erzurumlu meşhur Teyo dayımız

Anadolu tüm dünyada özeldir 
Bizim eller birbirinden güzeldir

Tarih kokar İstanbul’un dört yanı 
Doğuya gidince unutma Van’ı 
Mardin Midyat mest ediyor insanı

Anadolu tüm dünyada özeldir
Bizim eller birbirinden güzeldir

Muğla bizim Egedeki incimiz 
İzmir’dedir Efes Antik Kentimiz 
Zeybek oynar Aydındaki gencimiz

Anadolu tüm dünyada özeldir
Bizim eller birbirinden güzeldir

Kahramandır Ankara’nın Kazan’ı
Ünlüdür Maraş’ın şiir yazanı
Neşet Ertaş Kırşehir’in ozanı

Anadolu tüm dünyada özeldir
Bizim eller birbirinden güzeldir

Ceyhan taşar Adana’yı sel alır
Balıklı Göl Urfa’mızda yer alır
Gelip geçen Isparta’dan gül alır

Anadolu tüm dünyada özeldir 
Bizim eller birbirinden güzeldir

Teyfikiyem Düzce en son ilimiz 
Karamanlı Mehmet Beydir pirimiz
Kütahya’da nakış nakış çinimiz

Anadolu tüm dünyada özeldir 
Bizim eller birbirinden güzeldir 



***
AN GELİR













Devlet Başkanı dense; hatırıma han gelir.
Alparslan, Yavuz … gibi, nice yiğit can gelir.
Musul, Kerkük, Telafer yanarken alev alev,
Kan akan gözlerimin, güleceği an gelir!

Bu milletin özünde, ilk sırada şan gelir
Erbil’e savaş açsak; öncelikle Van gelir.
Sabır taşı çatlarsa, kimse engel olamaz.
Barzani’nin boynuna, ip takacak an gelir!

Türk ordusu Kerkük’e bir gün ansızın gelir.
Tanka, topa gerek yok, süngü takarak gelir.
Habur’dan başlayarak, her kalenin burcuna,
Ay yıldızlı bayrağı, astığımız an gelir!

İslamın şartı beştir, ilk önce iman gelir.
Türklükten   bahsedilse; aklıma Turan gelir.
Şair Teyfik diyorki; Musul, Kerkük elini,
Sınırımız içine, kattığımız an gelir!
















***
VIZ GELİR

Bizim elde yazdan sonra kış gelir
Bahar görmek bizim için düş gelir
Ben düşmanla savaşırken cephede
Zaman zaman dosttan bana taş gelir

Sayı saysam dörtten sonra beş gelir
Mahsereye şaplak kazan teş gelir
Ailenin üç öğesi var ama
Bana sorsan aklıma ilk eş gelir

Ava gitsek bazen elim boş gelir
Yem atarsam evsinime kuş gelir
Yakınlardan zurna sesi güzeldir
Davul sesi uzaklardan hoş gelir

Tut ağacı tomruk gider saz gelir
Tavuk versen kimi zaman kaz gelir
Bol gününde dostlarını unutma
Dar gününde sitem dolu söz gelir

Koşu yapsak dere tepe düz gelir
Yaz biterse mevsimlerden güz gelir
Ben Rabbimden bir istesem ne zaman
Haktan bana en azından yüz gelir

Kura çeksek bazen bana boş gelir
Yıkılırsan yere önce döş gelir
Bir pehlivan rakibini yenerse
Önce düdük çalar sonra tuş gelir

Teyfikiyem ne söylesem az gelir
Gökyüzünden yağmur gelir buz gelir
Türk Milleti birliğini korursa
Bütün dünya düşman olsa vız gelir
           
                      

***
MARAŞ'IM










Nereden başlasam neyini yazsam
Karar veremedim şimdi Maraş'ım
Tarih, tarım, orman, kültür, su desem
Farklı güzellikler sende Maraş’ım

Bir orduyu birkaç ayda var ettin
Bu dünyayı Fransıza dar ettin
Şehrini kurtarıp Antebe gittin
Tüm vatanın gözü sende Maraş'ım

Her karış toprakta vardır şehidin
Kahraman şehirsin dünya şahidin
Şeyh Adilde yatar Abdal Halil’in
Yiğitlerin sözü sende Maraş'ım

Nasıl anlatayım Sütçü İmam’ı
Mal oldu tarihe bayrak olayı
Sen Meclisten aldın bu madalyayı
İstiklalin özü sende Maraş'ım

Bırakıp tarihi geçelim güne
Elbistan şekerle kavuştu üne
Şimdi Nurhak benzer gonca bir güle
Semahların sazı sende Maraş'ım

Çağlayancerit’in meşhur cevizi
Bastıkla sucukla cezp eder bizi
Bir gün Binboğa’ya çıkartsam sizi
Yaylaların düzü sende Maraş'ım

Yedi uyurların sağlam imanı
Afşin’de termiğin tüter dumanı
Gel de gör Göksun’u hasat zamanı
Elmaların tadı sende Maraş'ım

Ağaç oyar sandık yapar ustalar
İçmelerde şifa bulur hastalar
Ozanların dertli dertli saz çalar
Şairlerin hası sende Maraş'ım

Aksu Ceyhan’ın büyük bir kolu
Türkoğlu’ndan geçer Adana yolu
Pazarcık ovan var biberle dolu
Dondurmanın şahı sende Maraş'ım

Andırının leziz olur kirazı
Meryemçil’in çok sert olur ayazı
Direkli Mağrada yaptılar kazı
Tarihlerin kökü sende Maraş'ım

Berit dağlarına çıkılmaz kardan
Bertiz’de üzümün farkı yok baldan
Barajlar görürsün geçersen Sır'dan
Uludaz’ın başı sende Maraş'ım

Sanayi kentisin dönen çarkın var
Töresine bağlı seçkin halkın var
Yavşan Yaylası’nda milli parkın var
Döngel Mağaraları sende Maraş'ım

Yeter Şair Teyfik anlatma yeter
Günlerce anlatsan Maraş mı biter
İki bin yirmi üçte olursun lider
Bu sevdanın közü sende Maraş'ım

5/3/2016 



1 yorum: