BİZİM HÂLİMİZ / Memduh ATALAY


      
     Çocukluk Yılları

Dağca yalnızlığın içinde korku ve keder dolu
Geçit vermez coğrafyanın kara çocuğu
Masalsız ve şarkısızdık elimizde çoban değneği
Sürüye saymışlardı sayanlar bizi de
Kerbela ve Hüseyin güzellemeleri içinde
Öylesine keder doluydu heybemiz
Azığımız üç öğün hüzün ve dedemizden tevarüs eden
Bir ölçüsüz Anadolu öfkesi bir de karasevda türküleri
Rengimizde çizilen tüm resimlerde
Belli belirsiz duran gurbet tortusu
Belimde şarjörsüz tabanca
Bir de düşmanı nasıl vuracağıma dair prova
Eşkıya hikayesi Kör Bayram ve Deli İbrahim
Askerden dönenlerin bitmek bilmez öyküsü
Gurbete gidenlerin arkasından dökülen su
Yezit'ten ve Hüseyin'den başlayan ilk adalet duygusu
Yezitler set olsa da sular önünde
Gönlümüz akardı hep Hüseyin'e doğru

      Gençlik Yılları

Dünyada tek hür bizdik ve esir soydaşlara hürriyet için
Her şeyden geçmeliydik darağacını seçmeliydik
Esir Türk İllerinde Doksan Gün,Volga Kızıl Akarken
Zindan talimi için başeserimiz Kızıl Zindanlar okurduk
Anadolu bir sanattı karşımızda söylenmemiş
Karabağ,Doğu Türkistan sığmıyordu Edirne Kars sınırına
Düşmeden cumhuriyetin "Yurtta sulh cihanda sulh" oyununa
Öylesine, ölesiye sınırlar ötesine dairdi türkülerimiz
Sonra sevdanın ateş çemberinde koyu bir sükut içre
Gözlerine bakamadan ellerini tutamadan
İçimizde çağıldayan ırmağın akışında
Görenler bir hüzünkâr derviş görürdü
Delişmen bakışımda
Yok saymayın abiler benim de bir denizim var her an met cezir
Evet tutamadım ellerinden bakamadım gözlerine
Gizli sevdik
Arada bir varılan menziller gibi
Ateş eklediğimiz yerdi sevdiklerimiz
Türkistan derken Leyla ,Leyla'yı anarken Türkistan açardı kelimelerimiz
Ben ve biz
Hesaplara katılmadık mağrur törenlerinde
Hesaplarını sessizce altüst ettik

      Ölüme Doğru

Sokaklardan geçtim yetimler arasından
Sınavı kaybeden bir genç gibi kederli
Kimi zaman Yunus kimi zaman Rilke arasında
Vücut buldu düşüncemiz
Her ricatta ağlayan iki gözü iki çeşme
Her törende en gerilerde huzursuz
Şimdi kırçıl bıyıklarım felsefe beyazı saçlarıma karışmış
Hala aynı türkü hala aynı aşk üzre
Arabi'den Mevlana'ya uzanan derin çizgide
Beşer mektebinden çıkmayan
Gecelere tütün bulutu ekleyen
Arka sokaklardaki çayhane sohbetlerinde
Devlet kurup sevda şiirleri okuyan
Efendilerin bir iskelet saydığı ben ve biz
Değişmeden ölmek isteyenler
Sessiz ve yağmur yüklü bulutlar arasında
Celal Oğlan ve Yemen Türküsü söylerken ölümü
Eşyalarınızın arasından geçtik mağrur beyler
Markalarınıza basarak
Bu sebeple hayatımız gibi olacak ölümümüz
Kitaplar sevdalar ülküler arasında
Gözlerimiz İstanbul'a bakacak
Anadolu ısıtacak suyumuzu
Kefenimiz ve toprağımız
Biraz Türkistan biraz sevda kokacak
Bir turna havalanacak
Bir gül daha arınacak dikenlerinden
Allah bes baki heves
Ölünecek yerde yaşama çabası idi trajedimiz
Yetim çocuklara ve sevda çeken aşıklara
Bir cemre gibi düşecek ölüm haberimiz
-Geride kalan ahbaba selam olsun-



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme