ÖMÜR DEFTERİ/İsa Yusuf ÇAĞLAR


Düşen bir yaprak mıdır hayat ağacından,
Yoksa Sevgiliye bir adım daha yaklaşmak mı?
Kaybedilmiş dostlukların çokluğu mu üzer beni,
Yoksa dünyalık kazançların azlığı mı?
Pazarlıksız birliktelikler
Ve çıkarsız dostluklar…

Adım adım uzaklaşıyorum güzelliklerden
Ve pür telaş etrafımı sarıyor kötülükler
Kalem cızırtıları geliyor sol yanımdan
Terimde boğuluyorum

Film şeridi gibi geçiyor önümden hayat
Olmayan sabahlar ve ölmeyen zalimler
Zalim nefsin aldatmacaları
Ve aldananlar…
Aldanmayan garipler, abdallar, pirler, sultanlar...
Onlar ki gölgelik ehli
Yandılar ve yanmayacaklar

Bir tespih ki kurtuluşa gebe
Ol sarık ki siler günahları perde perde
Anlatılmaz bir sevgi var kalplerde
Yakın eder uzakları Yârin dizi


***
KELAM PAZARINDA LİSANIM GÜL’DÜR














Yoktur doğru kelamın yanlış yerde
Yanlış kelamın ise hiçbir yerde ederi
Zira hakikat kesp eder hak bir sözün
Ancak yerinde değeri
Yoksa olur kelam-ı kibar
Laf-ı güzafın esiri
***
Farksızdır kalbim
Haysiyet tüccarlarının elinde
Esir pazarlarında yok pahasına satılan
Nefis tatminine yarayan
Herhangi bir şeyden
Hasretim aşk pazarına
***
Fettan-ı lisana merhem
Kırklara muhabbet iledir
Büdela nezaretinde
Yolda olmak iledir
Kutbun elinden tutup
Kurtuluşa ermek
Bade-i Hak’tan bir kâse
İçip geçmek iledir


***
OYUNCAKÇI DÜKKANI
Ne çok oyuncak var 








Kapılıp kayboluyoruz 
Gönlümüzü bulandıran 
Zihinlerimize pranga olan 
Özgürlüğümüze kelepçe vuran oyuncaklara 

Sonra kelimelerimizi kaybediyoruz bir bir 
Bizi biz kılan, bizi millet kılan 
Ümmet olma şuuruyla yoğuran 
Kilimin desenleri kelimelerimizi 

Saman alevi hayatlarımız oluyor sonra 
Ve mazinin aydınlığıyla kör olan gözlerimiz 
Kaybediyoruz sabrı ve sebatı 
Okus pokus, ne varsa sende var 

Gayret ve himmet yok artık hayatımızda 
Tez elden olsun işte ne olacaksa 
Az çalışıp çabuk yol kat etmeliyiz 
Himmet ne ola ki, ben olduktan sonra 

Önce Sen geliyorsun aklıma ey Yar 
Sonra Sen ve hep Sen 
Adın aydınlatıyor karanlıklarımızı 
Kör olan gözlerimiz nurunla şifa buluyor. 


***

SEVGİLİ




Ne çok unutuyoruz
Sevgiyi, dostluğu, vefayı ve Seni
Çöl kumlarında yanmayı
Ve sonbahar yağmurlarında arınmayı

Unutmayı unuttuk Sevgili
Seni unuttuk…

Yeryüzü şimdi plastik aşklar mezarlığı Sevgili
Gibi ve korsan sevdalılarla
Çepeçevre kuşatıldık
Aşkta kopya hiç olmamıştı
Şimdi daha iyi anladık ki olmayacakta

Artık sevgiyle değişmiyor insanlar
Sevgiye değiştikleri kadar
Tenekeden madalyalarını
Sevgiye vakit kalmıyor Sevgili

Dostluk, vefa ve muhabbet
Çiğnenip, bir kenara atılıyor sonra
Haysiyet ve şeref timsali
Validemiz geliyor aklıma

Malumat yıldırımları çarpıyor
İrfan semasında olan gönlümü
Fikir sahibi olmaktan
Salt bilgi sahibi olma
Çukuruna yuvarlanıyorum
Gönlüm delik deşik oluyor sonra

Bavulumda acı hatıralar saklı Sevgili
Bohçamı sevdiklerimle doldurdum
Atalet ve adaveti rüzgâra savurdum
Yedi ayrı tepeden yedi ayrı diyara
Diye gelmesinler yine bir araya

Hüzünden evler kuruyorum kendime
Günahlarım kadar çok
Şefaatin kadar büyük
İçinde ümmetin acısını saklıyorum
Görmeyen, bilmeyen ve duymayan ümmetin

Vuslatınla ciğer kebap oldu Sevgili
Bilal sustu kargalara gün doğdu
Çıkmadı sâdık dostun kadar cömert
Hattab gibi vakur, Haydar gibi civanmert
Bizler Zinnureyn’in hayâsına hasret

Özledik Sevgili
Çocukça bir saflıkla
Seni çok özledik

***
KIYIDA MATEM VAR




Ben Aylan
Kıyıya vuran bedenim
Halinize tercüman
Vicdan, insanlık ve merhamet…

Bir köşeye çekilip ağlamak istiyorum anne
Sessiz, sensiz ve kimsesiz…
Uyurken patlayan bombalar
Ölürken susan insanlar var anne

Akan gözyaşlarımı dalgalar alıyor anne
Belki bu gözyaşları hürmetine
Cennetten akan ırmaklara
Karışır ümidiyle

Üç maymunu oynuyor Müslümanlar anne
Ensar ve Muhacir kardeşliği hani nerde
Babamız Osmanlı ağabeyimiz Türkler
Nerede Müslümanlar insanlık nerde

İnsanlar neden bu kadar acımasız anne
Bir balina kadar değer verseler bize
Carettaların nesli tükenmek üzere
Boğuluyorum tut ellerimden anne

İnsan hakları havarisi ikiyüzlü Avrupa
Ve saraylarda keyif çatan Araplar
Neredesiniz hani nerde
Biz onlardan değildik anne

Şadırvanda yıkadın beni anne
Su biraz soğuktu ama olsun
Sen hep demez miydin:
“Temizlik imanın yarısıdır” diye

Kış oldu
Egzoz dumanlarında ısıttım
Üşüyen minicik ellerimi
Rahatsız ettim diye
Dövdüler beni anne

Defolup gidiyorum anne
Sevgililer Sevgilisinin yanına
Rabbim’in huzuruna gidiyorum
O’na anlatacak çok şeyim var anne

***
KÜÇÜK KALDIM ALLAH’IM!



Ettiğim büyük laf dağında
İşlediğim günah deryasında
Kırdığım kalp dergâhında
Küçük kaldım Allah’ım!

Şanlı mazinin izinde
Ulu Hakanın özünde
Sultan Fatihin dizinde
Küçük kaldım Allah’ım!

Sultanın kapısında
Kapısının eşiğinde
Kıtmirinin dişinde
Küçük kaldım Allah’ım!

Bir hamalın terinde
Bir fakirin tasında
Bir garibin âhında
Küçük kaldım Allah’ım

Medet!
Ey Sultanım medet
Eyle bana gayri himmet
Uluların sofrasında

Yok mu bana küçük hizmet!

***
RUHLARIN BATAKLIĞI



Ey Kent!
Yıldızlarımı çaldın görkemli ışıklarınla
Gökteki yıldızları göremez oldum
Asıl körlüğüm ise
Yerdeki yıldızları göremememdi
Işıklı caddelerin, hüznü olmayan ruhlarla dolu
Işıklı kent caddeleri; ruhlar bataklığı!

Kardeşi rakip görmeyi
Komşuyu potansiyel hırsız…
Babama dahi güvenmemeyi
Sen fısıldadın bana
Vakardan hızlı yaşayışa sürüklemenle
Asaletten sefalete sürüklendim sayende
Öyle ya; çok çalışıp çok tüketmem gerekti
Ki o zaman var olacaktım

Asıl sefaletim ise esaretimde gizli
İşte esaret zinciri;
Gönlüm aklımın esiri
Aklım ise zekâma esir
Zekâ; şeytanın oyuncağı
Asıl özgürlük ise;
Zekâyı akla, aklı gönle
Gönlü ise Allah’a bağlamak

Bataklıktan aydınlığa çıkan yol

***
ENE'L AŞK



Esirim
Ben kendime
Özgürlüğe gidemeyişim
Ayağıma pranga olan
Körü körüne bağlandığım ideolojilerden

Figüranım
Vasat bir hayatta biçilen rollere
Matruşka misali
Maskelerim yüzümü dolduruyor
Maskeler bittiğinde
Aynada yokluk çıkıyor karşıma
Ayna
Gerçeğin aksi

Var ve yok içinde kayboluyorum
Kafa kâğıdım ise
Hiçlik şiirleri

Ve Aşk
Bazen her şeyin bittiği
Bazen de her şeyin başladığı yer
Ene’l Aşk


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme