ABBAK AŞ/Hasan EJDERHA

Öykü

Âdem’i ve Dursun’u gördüm bu gün. Beraber büyüdüğümüz bu iki arkadaşı bir arada görünce, iki minik hikâye, ikisi bir yerden hücum etti gönlüme.

Sokakbaşı’ndan andırın Garajı’na diye inmiştim.

Andırın Garajı falan yoktu yerinde.

Oysa ben Şazi Bey Camisi’nin yanından aşağı inerken.

Sokakbaşı’ndan aşağı, hemen Şazi Bey Camisi’nin köşesinden inince Andırın Garajı’na, nam-ı diğer köy garajına ineceğimi sanmıştım: Şazi Bey camisinin yanından geçerken Aziz Hocayı görüp elini öpeceğimi, orada köyümden Emmilerimi; köyden gelen akranlarımı, tanıdıklarımı göreceğimi; onlarla hasret gidereceğimi ne de çok ummuştum…

Başta da söylediğim gibi Âdem ile Dursun’u tam da orada gördüm. Değişen köy garajında inip, oralara, alışkanlıklarına, dost oldukları esnaflar ile alışveriş etmeye, belki de deftere yazdırmak için oraya gelmişlerdi ki onları gördüm; kucaklaştık hasbihal ettik.

Köyde, yaz aylarının bir akşamüzeri: Davarların ağıllarına, sığırların ahırlarına konulduğu arkasından da Hafız Hoca’nın akşam ezanını okuduğu saatler…

Bir çocuk çağırıyor çardağın ucundan: Ede anam gelsin diyooo! Yememizi yicik! (yemeğimizi yiyeceğiz)

Çağıran çocuktan biraz büyük ve daha oyuna doymamış Âdem cevap veriyor: Siz yen yemenizi ben oynicim!

Çardağın ucundan çağıran çocuk ısrar etmiyor; ancak mini bir hatırlatma yapıyor abisine: Ama abbak aş…

Oyundan kopamayan Âdem cevap veriyor: Tamam geliiim!

Yemekte pirinç pilavı olduğunu anlayan Âdem oyunu bırakarak koşuyor…

***

Aynı köyde yine aynı saatler ve yine bir yaz akşamı

Bir kız çocuğu çağırıyor bu seferde: Dursun edeee! Köfteyi yiyokkk! (Dursun abi köfteyi yiyoruz)

Dursun oyunu bırakarak eve koşuyor…

Ertesi gün, bir sonraki gün; aynı saatlerde hep aynı çağrı: Dursun Edee! Köfteyi Yiyookkk!

Bu hal birkaç gün böyle sürdü. Küçük kızın her akşam aynı şekilde Dursun Ede’sini çağırması anacığımın da dikkatini çekmiş olacak ki; kız bir gün bizim eve bir istek için geldiğinde kıza sordu:
“Kızım her akşam Dursun Ede’ni “Köfti yiyookk” diye çağırıyorsun. Siz her akşam köfte mi yiyorsunuz ki öyle çağırıyorsun?”

Kız mahcup bir halde yere baktı önce. Sonra da utanılacak bir şey olmadığına karar vermiş olacak ki, gayet vakarlı, biraz da komikmiş gibi tebessüm ederek:

“Evet teyze her akşam köfte yiyoruz… Teyzem doğum yaptı ve anam teyzeme bakıyor. Ablam da sadece mercimek köftesi yapmasını biliyor; biz de her akşam köfte yiyoruz…”

Âdem ile Dursun’dan ayrılırken ben yıllar öncesinden bilip de unuttuğum bu mini hikayecikleri, onları görünce hatırlamış; eve varır varmaz yazıp, Ahmet Doğan İlbey ağabeye çok seveceğini düşünerek postalamayı planlıyordum yolda yürürken.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme