CAN KUŞUMUZU AHRETE UÇURACAK NEFESİMİZ VAR MI? / Ahmet Doğan İlbey


Tasavvuf düşüncesinde kuşlar, uçmaları sebebiyle cennetle dünya arasında irtibat kuran varlıkları sembolize eder. “Ruh kuşu” mânasına gelen bir teşbihtir bu. “Ruhu kuş gibi uçmak” misâli bundandır. Bu mânadan dolayıdır ki “can” kuş motifiyle ifade edilir.

Kuş, ruhun ölümsüzlüğüne kinayedir. Vakti geldiğinde can, yâni ruh, kuş gibi ahrete uçup gider. Bir insan vefat ettiğinde “can kuşu uçtu” denir.

Ali Yurtgezen hoca, kuşun “can” mânasına geldiğini, bedene üflenen ilâhî soluk olduğunu yazıyor:                                                                                                         
“Tasavvufta kuş ile kastedilen muhteliftir. ‘Can’ yahut ‘ruh’ olabilir. Ağaç ‘beden’i, kuş ise bu bedene üflenen ‘ilahî nefha’ yı ifade eder. Nitelenen beden ‘kafes’e, ruhun da bu kafesteki ‘kuş’a teşbihi yaygındır. Cennetin tasvir edildiği bir hadîs-i şerif’te de müminlerin ruhlarının ‘yeşil kuşlar’ şeklinde cennet ağaçlarının dallarında tutundukları beyan buyurulmuştur. ‘Başa kuş konması, Mecnûn’un başına kuşların yuva yapmasına telmih olunabilir. Böylece ‘Senin başına kuş konmamış’ demek, o kişinin aşksızlığına işaret olur. İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri kuşun, husûsen de güvercinin ‘kemâl-i efâl’ remzi olduğunun söyler. Yâni ki güvercinler ve turaçlar Sâlih amellerdir, güzel işlerdir, hayır hasenâttır. Nitekim kuşların nasiplenmesi dahi ağaç için bir sadakadır. Ağaca kuş konmaması infaktan imtinadır, bencilliktir, aç gözlülüktür; uzamak, süslenip bezenmek hırsının neticesidir.” (Gider idim ben yol sora, Gülbang dergisi, sayı: 4, 1999)

Niyazî-i Mısrî Hazretlerinin “Can kuşun her zaman ezkârıdır vâridat / Akl u hayâlin hemân efkârıdır vâridât” mısralarını okumadan, canın, kuş gibi bedenden zikir çekerek uçup gideceğini cezbeli bir aşkla idrak edemeyiz. 

Şerhini okuyalım: Vâridât (hatıra gelen, içe doğan şeyler) her zaman can kuşun zikirleridir ve kulun gayreti olmaksızın gaipten (Hak’tan) kalbe gelen mânalardır.

Her şeyden önce, Resûller Resûlü Efendimiz’in, Uhud Savaşı’nda şehit olan Müslümanlar için “Allah’ın onların ruhlarını yeşil kuş sûretinde şekillendirdiğini” buyurması, ruh kuşunu havasız, yâni ilahî aşktan mahrum bırakan biz modern zaman insanlarına bir müjdedir, bir ümittir.

Ol vakit bugünden tezi yok, Hz. Mevlânâ’nın “Ey ruh kuşu! Günahlarından temizlendin, nefsinin kafesinden kurtuldun, mâna kanatların açıldı. Haydi, geldiğin yere, kendi vatanına doğru uç…!” sözünü dinleyip hamlıktan olgunluğa, kuruluktan yaşlığa erişip can kuşumuzu ahrete uçurabilmek için tâlim yapalım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme