Yandı Ha Yandı / Miraç Doğantekin














Masada üç kişi var
Birinci ikinci üçüncü tekil şahıs
Ben sen o gibi
Bir cümle kadar derin
Bir nokta kadar ıssız...

Masada üç kişi var
Hepimiz başka yere bakmışız
Son yudumla görünen bardağın dibi
Henüz ezilmemiş limon
Erimemiş şeker kadar manasız.

Masada üç kişi var
Konular hep uzaklardan
Akan zaman değil insan
Ne kadar çoksak o kadar azız. 

Masada üç kişi var 
Masada üç bahtsız 
Her biri diğerinden yalnız...


***NİHAYET





















Geçmiş zaman pek acıdır kor alevdir kül içinde
Teselli ihtiyacıdır su gibidir gül içinde

Nedir ki varılmaz olan geçmiş mi gelecek midir
Bu yeis zihni tüketir katil ki maktul içinde

Düşündüm ki yeryüzüne bir dostun olmaya geldik
Dostluk nokta virgül gibi nokta var virgül içinde

Bir söz verip geldiğimiz bu dünyada hikayemiz
Aşkın özünde başlar da biter mor sümbül içinde



***
HANDE-İ KAMVER















Herkes bir gitmek derdinde gönlümüz kalmak diler
Yardan evlâd ü ıyalden biraz kam almak diler

Safasında değiliz bu çile gam dünyasının 
Lakin bizim de gönlümüz gayrı şad olmak diler
.
.
.
Gurbet ile hal olunca yarla hemhâl olunca
Şi'rimiz bülbül ölünce gül ile solmak diler

Behram-ı gur hikayesin esrarını çözüp de 
Yüzyıllardır her şiirde yariyle gülmek diler

Şair isminin hakkınca vuslat olur herkese 
Şimdi kendi mecnun olmuş leylayla ölmek diler
Şi're gömülmek diler



***
YASIMIZ VAR



Şehitlerimize...








Irgat bir toplumun şairiyim ben
ve binlerce sultanın...
sözün ve sedanın kalbine doğan
eğri bir güneşim ben...
benim dünyamda
insanlar evler kadar da olabilir
güneşin içine uçan kuşlar kadar da
adımın baş harfini çizdiler yıllarca
özgür birer kuş niyetine
benim dünyamda
ağlayan çocuklar olmadı hiç
ellerinden anne babaları tutuyordu
çünkü yoktu benim dünyamda
ateş yaradılışlı uçan şeytanlar
şeytanın karanlık bulutları
gölgenin ruhu değil 
adı bile anılmazdı
uçun güvercinler
AĞLA/YASIMIZ VAR!




***
ONLAR










İslam’a fikir diyen Kur’an’ı dergi olarak okur.
Spor olsun diye namaz kılar.
Diyet niyetiyle oruç tutar.
Hacc’a da seyahat gözüyle bakar.
Verdiği vergiyi zekâtı sayar.
Rüzgâr hangi yönden esiyorsa kıblesi o taraftır.
Gönlünden kopan ne varsa ceplerinde saklıdır.

Onlar için vefa veya sadakat diye bir unsur yoktur. Onlar ki güneşin doğduğu yerden battığı yere doğru uçan kuşlar gibidirler. Bu uğurda koskoca bir ömrü (rahatlık peşinde koşarak) tüketirler.

Fakat onlar bilmezler ki güneş battığı yerden doğmaz. Ve aslında her sabah onlar başlarına kopacak olan kıyameti beklercesine uyanırlar. Bunu fark ettiklerinde ise kalemleri kırılmış, hükümleri verilmiş olur çoktan. Mizanda tartılan yalnızca günahlarıdır.


Ve onları bekleyen büyük bir azap vardır.

***
DOSTA VEFA















Ahvâlimi sorman bugün,
Derdim deryadan derince.
İlacım ne çay ne tütün,
Anlarsın canım verince.

Ey dost dermanımı aldın,
Beni türlü derde saldın,
Bildim sen de yalnız kaldın,
Benim hâlim hissedince.

Sanma ki boş konuşurum,
Yokluğuna alışırım,
Yahut yâre kavuşurum,
Gönlümü harab edince.

Dilim suskun gönlüm viran,
Sitemin sevgiye kiran,
Anlatamam derdim nihan,
Bulamazsın kaybedince.

Ebed müddet var olalım,
Nur dağına kar olalım,
Ol Mirac’a yar olalım,
Sohbetimiz nispetince.



                                                                                                                 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder