KIPIRDASIN KAİNAT! / Gümüş SİMYA


Genç kız, oturduğu masadan usulca kalktı ve pencerenin kenarındaki saksının içinde duran hanımsepeti çiçeğine doğru yaklaştı. “Mevsimlerden sonbahar, aylardan ekim ve ben nerelerdeyim? “ Diye mırıl- dandı… “Hüzün yılındayım...”

Çiçeğin yapraklarını okşayarak “Hüzün yılı, ansızın hayatımıza giren bir fetret dönemi, bir düşünce yılı… Bu sene neler düşündüm neleri kaybettim ve nerelere geldim. “Acaba Yusuf gibi kuyunun dibine mi düştüm yoksa köle pazarında mıyım?” Benzetmesi yapmak ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemem ama bu sene bir başka sene. Sıkıntı çekmek ne kadar zormuş bunu anladım. Bunu idrak ederken bir tohumun filiz vermek için ne kadar çok çaba sarf ettiği geliyor aklıma. Sonra Cenab-ı Hak’tan ümidimi kesemeyerek, ümidvar oluyorum. Bu zor seneden sonra mutlaka güzel yıllar da var olacaktır.

Mevsimlerden sonbahar, bahçedeki elma ağacı yağan yağmura, Kahramanmaraş’ın kara poyrazına inat, baharı beklemeden çiçek açmakta. Demek ki en zor günlerde dahi güzel günler saklı. Her şey zıddıyla anlam bulmakta, her şey saklandığı kadar derinleşmekte. Bu sene hüzün yılındayım.

Zaman akıp geçmekte, saniyeler birbirini kovalamakta, akrep ile yelkovan yarış halinde. Kainattaki zaman kavramının dengesi bu mu? Peki zaman içerisinde kazanan kim olacak? Akrep mi yelkovan mı yoksa saniye mi?

Ağlamak isteyip de tuttuğum o kadar çok hıçkırık var ki boğazımda. Hepsi birbirine düğümlü. Kirpiklerimin ucundaki salkım saçak bulutlar birbirine çaksa çevremdeki herkes sağanak yağış altında kalır, kim bilir? Dedim ya hanımsepeti çiçeği, bu sene hüzün yılındayım, mevsimlerden sonbahar.” Diye mırıldandı genç kız.

Nefesinden buğulanan cama dokundu bir dünya çizdi ve kâinat kavramını dünyaya nasıl aksettirebileceğini düşündü. Senelerini, mevsimlerini, hüzünlerini, mutluluklarını çizdiği dünyaya ne kadar sığdırabilirdi ki. Bunu yapamadı elinin tersiyle çizdiği dünyayı sildi. Dışarıda sağnak sağnağa yağan yağmur kainattaki kıpırtıyı haber ederken, anladı gökyüzü ceplerine sığmayacak kadar büyüklükteydi. Bu hüzün senesi bitecek kim bilir gökyüzü hangi güzel mevsimlerin habercisi olacaktı.

“İçimdeki ümidin habercisi ol!

Hüznümü elimin tersiyle de silmem,

Başım gözüm üstüne hüsn-ü yılım ol!

Ah etmem, kem söz söylemem,

Esen rüzgâr, yağan yağmur şahidim ol!

Gelecek olan baharı elimin tersiyle itemem,

Kıpırtılarla inlesin kâinat!”



4 yorum:

  1. Gümüş Simya'dan yeni bir yazı daha...Merakla beklediğimize değdi. Kaleminiz baki olsun,selamlar

    YanıtlayınSil
  2. "anladı gökyüzü ceplerine sığmayacak kadar büyüklükteydi."
    Çok güzel. Kaleminize sağlık

    YanıtlayınSil
  3. Her insan ömründe bir kere olsun hüzün yılını yaşar, kaybeder en sevdiklerini..Okurken duygulandığım bir yazı olmuş fakat Gümüş Simya'dan nice güzel, ilkbaharlı yazılar bekliyoruz.

    YanıtlayınSil
  4. 😢😢😢muhteşem yaa. Yüreğine sağlık hocam.

    YanıtlayınSil