Çocukluk zamanlarımdaki cenaze merasimlerini düşünüyorum da şimdiki zaman aklıma gelince içimi bir ürperti kaplıyor. O zamanlar köyde bir vefat haberi duyulduğunda babam aceleyle eve gelir. Televizyon ya da radyonun açık olduğunu duyarsa önce bizi bir güzel azarlar ve o gün hiç açılmayacağı konusunda sıkı sıkı tembihlerdi. Ardından da “al eline bir kazma kürek koş mezarlığa bir faydan dokunsun insanlara” derdi. Anam evde ne varsa karınca kararınca pişirir tencereye koyar aceleyle taziye evine giderdi. Bu durum sadece o gün değil bir hafta devam eder ve köydeki diğer konu komşu da taziye evine sürekli yemek getirirdi. Taziye evinde yemek pişmez düşüncesiyle. Ne kadar ince bir düşünceymiş şimdi bu inceliklerin bir bir yok olduğuna şahit oluyoruz. Bu düşüncenin aslında yemeği paylaşmak değil de acıyı paylaşmak ve acıya ortak olmak olduğunu şimdilerde daha iyi anlıyoruz.
Tabi o zamanlar ulaşım imkanları ve iletişim olanakları günümüzdeki kadar gelişmediğinden cenaze merasimleri daha az sayıda insanla oluyordu. Cenaze yakınlarının ya da dostlarının bir kısmı uzakta olduğu için gelemiyor bir kısmı da çok sonradan haber alabiliyordu. Bu nedenle defin işlemleri şimdilerdeki gibi çok kalabalık olmuyordu. Ama insanlar acıyı paylaşıyorlardı, sanki ateş kendi ocaklarına düşmüş gibi. Defin işlemleri için gelenler köy halkı tarafından kendi hanelerinde ağırlanıyordu. Köy halkından kim varsa herkes bir kişinin koluna girerek evine götürüyor; karnı acıkmıştır, uzak yoldan gelmiştir düşüncesiyle evinde misafir ediyordu. Bu davranış da bir acıya ortak olma ve acıyı paylaşmaktır. İşte biz bu incelikleri kaybettik.
Sadece inceliklerimizi kaybetmekle de kalmadık bunların yerine de tuhaf tuhaf nerden türediği belli olmayan davranışlar ve düşünceler edindik. Şimdilerde cenaze sahipleri pide olayı çıkardılar. Şimdilerde dediğime bakmayın on yıldır devam eden bir durum bu. Cenaze defin işlemi biter bitmez kabristanın çıkışında bir pide ve bir ayran tutuşturuyorlar eline. Düğüne mi geldik diye düşünüyor bir anda insan. Tabi böyle pide dağıtma olayı yaygınlaşınca cenaze merasimine gidenlerden de “pide kıymalı mı acaba?” diye kendi aralarında konuşanları duymaya başlıyorsunuz. Hadi alçalın ne kadar alçalabilirseniz. Midemiz inceliklerimizin önüne geçmeye başladı. Hâl böyle olunca cenaze sahiplerinin ve dostlarının acısına da ortak olamaz olduk. Ne komşuluklar kaldı ne de konu komşu. Hâlbuki bu devirde cenaze merasimleri de oldukça kalabalık oluyor. Bakmayın kalabalık olduğuna geçmiş dönemlerdeki bir avuç bu kalabalıktan daha çok paylaşıyordu acıyı. Ruhsuz bir kalabalık oluyor şimdi. Sanki cenaze tabutta değil de ayakta duranlarda. Şimdiki hâl böyleyken ilerde ne olur düşünmek bile istemiyorum. “Eyvah!” diye biliyorum ancak. Yitip giden insanlığımıza eyvah

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.