ACININ TILSIMINA BAŞKALDIRMIŞ KARDELEN/Dr.Mehmet Akif ŞAHİN



 Zamanın son rekatında
Aşkın ıskalanmış bir düşündeyim
Yitirdim 
El değmemiş tutkularımı
Güz gelmiş burçların ılık nefesine
Yağmuru yaralıyor
Elime bulaşan muştuların

Uzak bir denizi seriyor rüzgâr
Süzülüyor martı sesleri damıtılmış duygularımda
Sessiz bir gece
Öylesine bir gökyüzü
Bir vaktin artık saatlerinde
Gözyaşlarıma incinmiş bir mısra birikiyor

Günün değil
Gecenin kalbime bıraktığı boşluğu düşünüyorum
Güneşin göçebe ihtirasları ellerimde dimdik
Eğiliyor
Önümüze saçılmış bir mavi
Diz çöküyor
Akşamın gürültülü vaktine

Çıt
Düşse çığlığıma
Ürperirdi Kar yağan saçlarımın asaleti
Eşiğine dökülmüş
Kör vaktin daralmış ilmeğinde
Esrarını bağlıyordu gözlerim

Dayanıyor her gece
Keskin dudakların titrek soluğuma
Kargışlıyor ruhumun iklimlerini
İntiharımı besleyen rüzgârın ıslak soluğu
İlmek ilmek çoğalıyor

Yitik bir simyanın ağına düştüm
Örülüyor kederin kelepçeleri
Acı tınılarla birikiyor yazgımın ellerine
Umutlarımı kapatan bulutların fırtınaya karşı duruşu
Utanıyor gözlerinde
Şiirimi okyanusa mahpus eden
Kiralık bir hüzünle hücremde bekliyor aşk

Tutkularım
Düşmüş eşelenmiş yüzünün kuyusuna
Çakıl taşlarını sürükleyen gözlerinin buğusu
Hırpalıyor
Sırlara bulaşmış titrek ellerimi
Çarpıntıyı çağırıyor
Kırlangıcın dayanılmaz ıslığı
Tenha bir zamanın kıyısında bekliyorum

Kardelendir
Acının tılsımına başkaldırmış gözlerin
Karanlığı hançerleyen ışığın kıvılcımıyla
Özgür edilirdi aşklarım



***
ABRULİ BİR AŞK











Sesini duyuyorum
Durulmayan kalbimin körfezine akan ırmakların
Dudaklarımın şelalesinde örselenen bir yığın alev
Ödünç alınmış düşleri şakaklarımda çözüyor
Yüreğimde yol alan kilitlenmiş bir çağdayım
Mavi sular ölümün sırlarıyla öpüşüyor

Uzun susmaların anlattığı cümlelerin dinginliğinde 
Başka aşkların ağlarına tutunmuş hayallerim
Kimsesizliğinin uğultusundan çıkmak için
Buğulu zamanların dillerine düşmüşüm
Gözleri çalınmış şehir sessizce ağlıyor
Öç alınmış yıldızlar savunmasız
Gerinmiş akşamın örtüsünü kaldırıyor

Sen ve ben
Ebruli bir rengin gizemine hapsolduk,
Erken uyanmış nehir sularında durulandık
Şimdi bekliyoruz
Çapraz dilimlenmiş duygularımızı
Yalnızlık tenimizin kokusuna tutunmuş
Karşılamayı umuyoruz sabahın renklerini

Sürgün mısraları kuşanmış bir şiirin nakaratını duyan
Gün ışığının linç ettiği gölgeler diriliyor
Hiç gidilmemiş bir şehrin dillerine düşmüş şarkımız
Sesimize bir kıvılcım tutuşmuş
şarkılarımız yanıyor
Mısraları kurşuna dizilmiş bir şiirin
Gövdesine okyanus akıyor

Yan yana yürümeyiz körebe öğreniriz
Su sarnıçlarına küskün hayatın kaldırımlarında
Kefenlenir gökyüzüne dizilmiş yıldızlarımız
Şehrin dudaklarını ıslıklayan sır bekçileri
Bizi bekleyen kelebek kanatlarına saklanmış

Saçlarımız bulutlara dokunan sırların büyüsüyle kurulanır
Bölüşürüz usul usul çoğalan kederimizi
Sırların yedeğinde tutulan duyguları yüreğimize örteriz
Ortak dilimizi mavi sulara daldırıp serinleriz
Özleriz daralan aşkın tutkun sözlerini

Bu gün
Acıyan mürekkebi mektuplara döküp
Ölümsüz zamanın dışına atmışım
El değmemiş tutkularımı anlıyor musun?
Bir varmış bir yokmuş demeden ben gideceğim
Yokluğumun kederi okyanusun mavi sırlarını sızlatacak
Biliyor musun?

Sen
Yüreğimin kıyılarına vuran efsunlu bir yolcuydun
Sözlerin, güvertemden savrulan sevda güvercini
Tapınaklara düşen ruhumdan tutuşuyor gün ışığın
Her gün bir can yongası sözün birikir
Ömrümün sakin sayfalarına


***

ÖKSÜZ TUTSAKLIK














Sınanmış bir yürekten çalınan şehrin sırları
Damıtılmış bir akşamın soluğuna saklanıyor
Sokakların acıları süslenmiş gölgelerin surlarına
Kaybolmuş gecenin pusulası
Teğet geçiyor    
Karanlığın kollarına serilen yalnızlık
Öksüz tutsaklığına yapışan kırgın ay ışığını

Bakıyorum
Akşamın duldasına sığınmış çılgınlığa
Sessizce çıkarmışım günün hırkasını
Daha sönmemiş dilini bilmediğim lambalar
Dökülür acıların boğulan sokaklarına
Işıltıları devşirir içimde çırpınan içimi
Aklıma düşer zambakların uyanma vakti
Gözlerinin içinde ergenleşen hüzün
Eritir yıldızlara tutunan şiirlerimi

Kalbime biriken köz
Ömrümün kutsanmış kandillerini yakıyor
Kapanmıyor
Kirpiklerim gökyüzüne gömülü
Tereddütsüz ruhum bedenimden firari
Unutmuşum üflenmiş sözlerin tılsımını

Zonkluyor beynimde 
bir hayatın kaybedilmiş sanrıları
Türküler söylenmiş adanmış günlere
İşliyor sarsak duyguları eşelenmiş tenime
Tedirgin bir zamanın sessizliğinde
Peşine düşer düşlerinin
Eteğine döktüğüm iki büklüm şiirlerim

Kelimenin kalbinde biriken tutkumu
İkiye bölen sözlerin
Bir nehrin bir coğrafyayı böldüğü gibi
Bir yanı mavi sularla örülmüş okyanusa dokunur
Diğer yanı efsunlanan papatyanın gölgesinde uyur
  
Tünemiş zifiri bir sessizliğin dallarına
Korunaksız bekliyor kaybolan sır
Dilek taşlarına kurdele bağlayan beyaz bir el
Şehrin görünmeyen bir yerinde her şeyi hatırlıyor
Mühürlenmiş anılarımı yağmurların yıkadığı vadide
Susuyor şehrin kalbine biriken çığlık

Gömülüyor
Şimdi şarkımızın serüveni
Çiseleyen şiirimin nakaratına
Daha önce sınanmış acılarım
Bir hançer gibi
Bir daha dönüyor saplandığı yerde

Çoğalıyor düşlerimle
Sızılarının doğusuna tutulmuş güneş
Batısında sessiz suların avlusunda biriken zaman
Külleniyor ikimiz için
Gözlerine tutunmuş masal
Ürperiyor tenimde

Sen
Zamanın zırhını fırtınayla paralayan aşk
Hazırsın
Pusuda bekleyen gecenin büyüsüne
Kayıp gün bitmeden çözülmüş duyguların
Saklanıyor düşlerin, dilimin kıvrımında
Kamaşıyor beyaz zırhın yakışmış tenine
Sızlıyor kabuklanmış
Kılıçsız açtığın yaralarım
  
Ben açıklayamıyorum
Öksüz tutsaklığını tutuşturduğun yangından
Yontuyorum çırpınan kalbimi
Ufalanıyor hırpalanmış göz yaşlarım
Okyanusun gözlerini görmemişim
Kederleniyor içime akan soğuk ırmaklar
  
Sen
Günün zulasında biriken bir ayinin kavgası
Bilinmiyor yıldızlara sakladığın fısıltıların
Ufukların eskiyen rüyasından ilham almışsın 
Kehribarı biriktirdin şehrin tenine dokunan
Bu vakte kadar hangi mevsimin atlasında bekledin

Ben
Dinliyorum şarkılarını en ıssız sözlerin gölgelerinde
Kelepçeler dokunuyor gelgitlerimin ellerine
Kenetliyor öksüz çocukluğum
Göğsüme çarpan sözlerin
Düşüyor içime
Beyaz papatyanın kokusuna tünemiş
Başka ırmakların sevdasına kanmış kırlangıcı gözlüyorum
  
Sen
Ruhumda biriken donuk bir baharsın
Başka mevsimlerde topladığın yapraklar
Şiirini okuyor tutsaklığın
Gözlerinde biriken dilsiz resim
Anlatıyor adsız bir masalı
Okyanus yıldızına maviyi vermiş
Bu gece de uyumuyor



1 yorum:

  1. Akşamın duldasına sığınmış çılgınlığa
    Sessizce çıkarmışım günün hırkasını
    Daha sönmemiş dilini bilmediğim lambalar
    Dökülür acıların boğulan sokaklarına
    Işıltıları devşirir içimde çırpınan içimi
    Aklıma düşer zambakların uyanma vakti
    Gözlerinin içinde ergenleşen hüzün
    Eritir yıldızlara tutunan şiirlerimi
    Çok İyi Şiir, Elinize Sağlık

    YanıtlayınSil