KESİK MANİ / Miraç DOĞANTEKİN














Kurtcuk muyum kurt muyum
Düşündüm durdum
.
.
.
Şehirli ağzını öğrendiğimden beri
Ve saksıda çiçek yetiştirmeyi
Zalim oldum biraz kendime ve sana
Kibarın güzel olmadığını gördüm yer yer
Bunca kandırıldım kızdım bunca darıldım
Ben Peygamber göğsü değildim
Ne yarıldım ne arındım
Dizinin dibinde büyüdüm masal ağacının
Kötünün ve çirkinin kiniyle yoğruldum
İhtiyar bir çınar gibi doğruldum ve söyledim
Bin yıllık eskiliğiyle eskinin
Eski koktum eski terledim boncuk boncuk
Eski baktım çak çak özüm dolunca
Bir çarşı oldum boynunda bir dilencinin
Düştüm amma amma yükseldim
Çirkin olmadım söylenmedim
Bayat olmadım küflenmedim
Düşünü gördüm Hızır’ın tuttu elimden
İçirdi bana yedi kat göğü ve âlemi
Uyandım ağacın serininde eylenmedim
Toraman beylerle cenk etmedim bayrak dikmedim
Utandım yolumdan niyetimden hedefimden
Evladım olsa ne anlatırdım türküler belledim
Toprağa değdim doğdum ata bindim büyüdüm
Dostu övdüm kendimce âlemleri BİRledim
.
.
.
Kaybolmak hiçlikte düşmek ve uyanamamak
Hatırlayamamak bilememek kıpırdayamamak
Boğuk zindan havası ve rutubet ve imdat
Karanlık zifiri taş maden geçmeyesi yerin dibi
Çaresizlik beklemek lanet yalan
.
.
İyiliğin denizinde boğulmaktayım imdat!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme