HATAY’DAN DÜNYAYA UZATILAN ZEYTİN DALI: ZİFİR / İbrahim GÖKBURUN



Şimdilerde Afrin ve “Zeytin Dalı” harekâtı ile gündemde olan Hatay’da savaşın yanı başında “Zulmün İrfan ve Fikir ile Reddi” sloganı ile yayımlanan Zifir Dergisi’nin 5. Sayısı okurla buluştu. Taşrada çıkan ve bir süre sonra dergiler mezarlığında kaybolan, bir mezar taşı bile olmayan dergilerin görüntüsünü anımsatıyor; ama derginin sayfalarını çevirdikçe Zifir’in kararlı, istikrarlı ve çıktığı yolu, taşıdığı yükü bilen bir çabanın ürünü olduğu fark ediliyor.


“Zifir” daha ilk bakışta adıyla, tasarımıyla dikkat çekiyor. Derginin adı “Zifir” ve kapağın alt kısmında “ZİFİR” ters yazılmış bir şekilde tasarlanmış. Dergide iletişim adresi dışında herhangi bir isim, editör, sorumlu veya (sorunlu müdür) künye bulunmuyor. Benim gibi fısıltı gazetelerini takip etmiyorsanız dergiyi bir süre takip etmeden Zifir’i kimin ya da kimlerin çıkardığını öğrenemezsiniz. Dergilerin ilk sayınında heyecanla ve coşkuyla sunulan sunuş, önsöz ya da manifesto yazıları genellikle ilk sayfada ya da ön kapakta yer alırken Zifir’de “Kimlik Beyanı” başlığıyla yer alan arka kapakta yer alan manifesto metni oldukça iddialı. Zifir, büyük bir mahallenin genç kabadayısıdır. Tecrübesiz ve heyecanlıdır. Lakin olgundur. Zaman zaman taşkınlık yapıp yüksek desibelde naralar atabilir ve gerektiğinde racon kesip asayişi sağlamaya kalkışabilir. Olur öyle gençlikte.  Zifir, mahallenin hem önemsenmeyen hem de korkulan külhanbeyi” Zifir klasik edebiyat dergilerinden ve fanzinlerden farklı olarak açık açık rocan keseceğini ifade ediyor. Herkesin gizli gizli yaptığını açıktan yapacağını ilan ediyor. Bu noktada Zifir’de yer almak isteyenlerin şahsiyet ve kimlik sahibi olma şartını koşuyor.

At izinin it izine karıştığı, çürük raporu almak için hastahane-pastahane gezenlerin kimseye söz bırakmadığı zamanlarda Zifir’in “Kimlik Beyanı” manifestosu oldukça önemli. Şahsiyetsizliğin çağdaşlık olduğu bir dönemde çağ dışı bir dergi olmak için yola çıktığını beyan eden Zifir; bütün bunları normal gören ulusal ve yerel edebiyat dergilerine karşı bir itiraz olarak sesleniyor.

Zifir Dergisi Hatay’da öğrenci harçlıkları ve asgari ücretle ailesinin iaşesini temin etmeye çalışan birkaç güzel insanın fedakârlıklarıyla çıkıyor. Devlet desteği yok, banka desteği yok, kanka desteği yok. Reklam tekliflerini (kitap tanıtımları hariç) şiddetle ret ediyor. Savaşa, yaşam telaşına rağmen 5. Sayısına ulaşan Zifir Hatay’da yetişen Gazi Balcı, Muhammet İbrahim Balcı, Yakup Ünsal, Halit Aslan, Ahmet Menteş, C. Büşra Dokgöz, Yusuf Bedir, Ejder Turan, Meryem Genel, genç kalemlerin sesi olmakla birlikte Selçuk Küpçük, Orhan Tepebaş, Mustafa Uçurum, Celal Fedai gibi isimlerde ürünleriyle yer aldı. Selçuk Küpçük, Zifir’in 5. Sayısında “1970’lerde Türk Solu ve Ülkücü Hareketin Müzikal Pratiği” adıyla karşılaştırmalı olarak dönemin politik müzik ortamına dair olduk önemli bir yazıyla yer alıyor.

            Hatay Suriye’de yaşananlardan en çok etkilenen şehirlerimizden biri. Şu anda yaklaşık yarım milyon Suriyeli muhacir kardeşlerimize ev sahipliği yapan Hatay’ın nüfusunun %30’u Suriyelilerden oluşuyor. Silahların ve çocukların ağıt sesi şehrin kalbinde duyuluyor. Bütün bunlara rağmen edep ve edebiyat konusunda düşünen ve üreten bir hareket var Hatay’da. Hatay’da askerlik yaptım. Askerken şu anda savaşın yaşandığı Afrin bölgesinde birçok köyü uzaktan da olsa gördüm. Hafta sonlar çarşı izninde ise Hatay’da bulunan Doğubatı Kitapevi’nin sahibi ve Zifir dergisini kotaran ekibin arasında yer alan Abdulkadir Şahin beyi tanıdım. Okuyan yazan hayatında kitaba ve kelimeye yer açan herkesin Hatay’da uğradığı Doğubatı Kitapevi, büyükşehirlerde kaybolup giden ama özlemle yad edilen mekanları anımsatıyor. Doğubatı Kitapevi’nde buluşan gençlerin “Belki birkaç okuru ilgilendirir diye ummak isteyişimizin yansımasıdır, Zifir”.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme