PENCEREMİZE KUDDÜS KUŞU KONSUN / Ahmet Doğan İlbey


Yusufçuk Kuşu da denilen Kuddüs Kuşu iyiliği, akl-ı selimi, irfanı, mâsumiyeti sembolize eder. ehl-i irfan, kumru ve güvercin olarak da bilinen Yusufçuk Kuşu’na “Ya Kuddüs” diyerek öttüğü ve Allah’ın bu ism-i âzamını tesbih ettiği için “Zikreden kuş” demişler. Kuddüs ismi; Allah’ın her türlü hatâ ve eksiklikten tertemiz ve arınmış olması mânasındadır.

Bir gün Bediüzzaman Hazretleri’nin penceresine bir kuş konar. Kuş, üstad hazretlerine dikkatlice bakmaya başlar. Kumruyu bir mâna habercisi olarak görür. Kendisinden dinleyelim:        
    
“Dün, birdenbire bir serçe kuşu pencereye geldi, vurdu. Biz, uçurmak için işaret ettik, gitmedi. Mecbur oldum, Ceylan’a dedim: ‘Pencereyi aç; o ne diyecek? Girdi, durdu, tâ bu sabaha kadar… Sonra odayı ona bıraktık, yatak odama geldim. Bu sabah kapıyı açtım, baktım, ‘Kuddüs Kuddüs’ zikrini yapan bir kuşu odamda gördüm. Gülerek, ‘Bu misafir niçin geldi?’ dedim. Tam bir saat bana baktı, uçmadı, ürkmedi. Ben de okuyordum, ekmek bıraktım, yemedi. Yine kapıyı açtım, çıktım, yarım dakika sonra geldim, o misafir kayboldu. Bana hizmet eden çocuk geldi, dedi ki: ‘Ben bu gece gördüm ki, Hâfız Ali’nin kardeşi yanımıza gelmiş.’ Ben de dedim: ‘Hâfız Ali ve Hüsrev gibi bir kardeşimiz buraya gelecek.’

Aynı gün iki saat sonra çocuk, ‘Hâfız Mustafa’nın geldiğini, Risale-i Nur’un serbestiyesinin müjdesini ve mahkemedeki kitaplarımı da kısmen getirdiğini’ söyledi. Acaba emsalsiz bir tarzda hem serçe kuşu acip bir sûrette, hem Kuddüs kuşu garip bir sûrette gelip bakmasının, sonra kaybolmasının ve masum çocuğun rüyası tam tamına çıkmasının, Risale-i Nur’un Hâfız Mustafa gibi bir zâtın eliyle buraya gelmesinin aynı zamanına tevafuku hiç tesadüf olabilir mi? Hiçbir ihtimali var mı ki, bir beşaret-i gaybiye olmasın?” (Emirdağ Lâhikası, “Burdurlu Hâfız Mustafa’ya Hitabdır” bölümünden)

“Kuşlar gibi tevekkül içinde olmak”
                                  
Kuşların hallerinden bu mânayı çıkaran Bediüzzaman Hazretlerinin yaşadıkları, irfan medeniyetimizin zemini olan tasavvufta kuş motifinin niçin çok yer aldığını anlatmaya yeter. Çünkü kuşlar, ötmesi ve narin yapılarıyla müminler gibi zikreden yaratıklardır. Elbette bu benzetme maddî değil, mânevîdir. Kuşlar, rızkına râzı olan, nimette fazlasını aramayan, dolayısıyla dervişler gibi mütevekkildir. “Kuşlar gibi tevekkül içinde olmak” sözü bundan kinayedir.

Resûller Resûlü Efendimiz’in, “Sizler Allah’a gereği gibi tevekkül etseydiniz, sabahleyin aç çıkıp akşamleyin tok olarak dönen kuşu rızıklandırdığı gibi, elbette sizi de rızıklandırırdı” buyurması, tasavvufî cihetiyle kuşların rızıklarının kendilerine gelmesini beklemediği, rızıklarına kendilerinin gittiği mânasına gelmektedir.

Dua edelim de penceremize Kuddüs Kuşu konsun; Ali Hocam’ın geldiğini müjdelesin.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme