EY İNSANLAR KUŞ DİLİ ÖĞRENİN! / Ahmet Doğan İlbey


Hz. Süleyman tahta geçtiğinde, yâni peygamberlik ve hükümdarlık makamına çıktığında ilk sözü “Ey insanlar bize kuş mantıki, kuş dili öğretildi!” olmuştur. Tasavvuf âlimlerine göre, kuş dilinden kinaye peygamberliğini anlatmış oluyor ve Allah ilminin yoluna işâret ediyor.

Kuş dilini bilmesi bir mucizedir. Bu sâyede kuşların hislerindeki münasebetleri sezecek kadar uzaklardaki cüz’i şeylere nüfuz edecek bir idrakle “uçma” ilmi öğretilmiştir.

Tasavvufta kuşların her biri insan karakterlerini temsil ettiği gibi, kuş dilini bilmenin bir başka mânası tasavvuf yoluna girmektir.

Kuş dilinin sırrı Yunus Emre Hazretlerinin mısralarında manzumlaşmıştır ki, modernlerin gözünde okumuşluğu olmayan ninelerimizin dilinden ezbere okunurdu:

Şeriat tarikat yoldur varana
Hakikat marifet ondan içeri
Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman’dan içeri.

Pir Sultan Abdal’ın,

Bir kuş gördüm ayakları çizmeli
Seyyah olup şu âlemi gezmeli
Dört kitabın her ismini yazmalı
Onu bilen bu cihanı fark eder
Bir kuş gördüm ayağında nali var
Kendisi bir, iki tane dili var

Mısralarında kuş sembolüyle Hz. Süleyman kastediliyor.

Dîvan ve Tekke şiir geleneğini sürdüren Tanzimat Dönemi şairlerinden asıl adı Ahmet Edip olan Harabî’nin mısraları kuş dili üstüne duygularımı mest eder:

Bu sözleri sanma her insan anlar
Kuş dilidir bu Süleyman anlar
Bu sırrı ârifan anlar
Çünkü câhillerden pinhan eyledi.
 
Diyor ki: Kuş dilini, yâni mâna âleminin sırrını ârifler anlar, avam bilmez.

Modern zaman insanları aşktan çok bahsederler fakat “aşkın dili kuş dilidirdiyen ehl-i irfana kulak vermezler. Kuş dilini bilen âşıkların gönül kuşunun dünya tuzağına düşmeyeceğinden haberdar mıdırlar?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme